·68 syf.····Okunma: 06 Şubat 2026 20:14 “Körler ülkesinde tek gözlü kral olur” sözüne çoğu zaman sorgulamadan inanırız. Çünkü dünyaya hep gören taraftan bakmaya alışığızdır. H. G. Wells’in Körler Ülkesi ise bu ezberi bozarak okura şunu söyler: O iş öyle değil.
Kitap, görmenin mutlak bir üstünlük olduğu fikrini adım adım yerle bir ediyor. Körlerin oluşturduğu bu toplumda, görme bir avantaj değil; aksine açıklanması gereken bir tuhaflık hâline geliyor. Üstelik körlerin kendi terminolojilerinin olması gece-gündüz ayrımının farklı kurulması, “görmek” ve “körlük” kelimelerinin sözlüklerinde bile yer almaması, bu dünyanın ne kadar tutarlı ve iyi düşünülmüş olduğunu gösteriyor. Wells, okuru kendi normlarının dışına çıkarıp bambaşka bir algı evrenine sokuyor.
En çarpıcı noktalardan biri de görmenin, görmeyen birine anlatılmasının neredeyse imkânsız oluşu. Okurken sık sık “Ben olsam ne yapardım?” diye düşündüm; ama yazar, akla gelen her çözümü bir bir çürütmeyi başarıyor. Böylece mesele sadece fiziksel bir farklılık olmaktan çıkıp bilgi, hakikat ve çoğunluğun dayattığı doğrular üzerine derin bir sorgulamaya dönüşüyor.
Ve final… Karakterin ölmek pahasına bile olsa görmeyi tercih etmesi, özgürlük ile uyum, birey olmak ile ait olmak arasındaki çatışmayı çok güçlü bir şekilde ortaya koyuyor. Körler Ülkesi, kısacık bir metin ama üzerinde düşünecek ve yazacak o kadar şey var ki...