Raif’in Almanya’ya gittikten sonra günlerce bir tabloyu seyretmek için gittiği müzenin ilk gününden anlamıştım kişiliğini. Özlemiş, hasretle yanan, yalnız, kimsesiz, duygusal ve bağımlı biri olduğunu. Kavuşma hasretiyle 10 seneden fazla bekleyen biri için günün sonunda her şeyi öğrendikten sonra ölmesi huzur verici açıkçası, adına sevindim. Eğer ölmeseydi her gün ölürdü, zaten 10 seneden beridir yaşayan ve nefes alan, ama ölen biriydi Raif bey. Ah Maria… geride küçük bir kız çocuğu bırakıverdin, Raif onu gördü ama tam bakmadı bile yani yüzünü senin yüzünü ezberlediği gibi ezberlemedi. Raif’in gece tatlı rüya ve hayalleriydin ya Maria, Kürk Mantolu Madonna ne çok kızgındın karşı cinslere… Raif ile bir şeyler yaşamak istemiyordun, ama olmayacağını sende biliyordun. Birbirinizi deli gibi değil aklı başında sevmeniz :) sonrasında sizsiz yapamamanız… Her şey açıkça ortada, bu kitap için duygularımı ifade edemiyorum. Çok incelem yazdım ama bunda çok zorlanıyorum daha yazsam yazacak bir sürü şey var iken yazamamam… varsın gitsin hepsi içimde kalsın, ben bu kitabı okurken hissettiklerimi içimde tutmak ve asla bir daha düşünmemek üzere konuyu kapıyorum, esenlikle kalın.