Gönderi

8/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Bugün kitabı okumak için elime aldım ve ilk sayfalarını okur okumaz kitabı daha önce okuduğumu farketim. Emin olmak için sonunu doğru hatırlıyor muyum diye kontrol ettim, evet sonunu da hatırlıyorum. Kitabı satın alalı 1 yıl olmadı oysa, ne ara okudum da unuttum hiç haberim yok. Biraz sayfaları karıştırıp olayları hatırlayınca kitap hakkındaki fikirlerim de tekrar kafamda belirmeye başladı. Tıpkı İki Şehrin Hikayesi gibi bu kitapta içinde geçtiği dönemi aydınlatan bir belgesel tadında. Özünde bir yolculuk ve bir mücadele öyküsü. Kapitalizmin tabiri caizse ete kemiğe bürünüp insanların üstüne nasıl da çöktüğünü ve insan hayatının nasıl ikinci plana atıldığını ustalıkla işlemiş. Karakterlerin içerisinde büyüyen öfkeyi ve hüznü size de hissettirebilmeyi başarmış. Ayrıca okuduğum baskının 270. sayfasındaki birkaç sayfalık bölüm plot'tan bağımsız olarak tabiri caizse bir manifesto gibi yazılmış. Mevcut koşullarda suç aç insanların değil, yiyebilecek şeyi yok etmeyi normalleştiren düzene yüklenmiş. Düzenin bu şekilde kendi sonunu da hazırladığını söylemiş. (Burada bir dipnot düşeyim, bu kısmı internetten aratıp orjinal metniyle okudum. Oldukça yetersiz bir çevirimiz varmış aslında. İmkanı olan herkes 25. chapter olarak geçen bu kısmı ingilizce olarak okusun. Bu kısım, Türkçeye bu kadar yetersiz çevirilebilirdi ancak. Kitabın hikayesinin ötesinde çok değerli bir düşünce yatıyor bu satırlarda.) Böyle bir kitabın Amerikada bir klasiğe dönüşmesi bana ironik geldi. Kitabı beğendim. Yine de benzer siyasi görüşlere sahip bir yazarlar tarafından yazılan Martin Eden ve İki Şehrin Hikayesi gibi akılda kalıcı olmadığı da aşikar. Bu iki kitaptan bir gömlek geride görüyorum.
Gazap ÜzümlerıJohn Steinbeck · Morpa Kültür Yayınları · 199245,6bin okunma
·
19 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.