Gönderi

Feryat Lazımdır
Puan vermedi·295 syf.··
2026 7. kitabı
John Holloway ile dünyayı gözlemek ve neticesinde olan kalbin çarpıntısında eşlik edebiliriz birbirimize, sanırım. Belki reddettikleri şeylerin bazılarında da mevzuya dahil olurum; ama çözmeyi iddia ettiği yol üzerinde döşediği tuğlaları gördükten sonra masadan kalkılır sanırım. John Holloway ile refik olamayacağımıza değindikten sonra kitabın ne dediğini zapt etmek faydalı olabilir. John Holloway biraz alegori ile diyor ki " önce feryat (çığlık)" vardı. Peki, bu feryat neden vardı? Kesinlikle cevabı basit ve anlaşılabilir. Bu dünya kapitalist, zalim bir düzen üzerindedir; bunu değiştirmek için ilk yapılması gereken bütün düşüncelerden bağımsız olarak feryata kulak vermektir. Feryadın sahibi kimdir sorusuna da çok toplayıcı bir cevap verir Holloway, "Biz". Bunu da olabilecek en kapsayıcı hal ile ifade eder, biz'in içi herkes ile doludur. Hatta karşıt olarak sermaye sahibini bile görmez; sadece sermayeyi görür. Bu köprünün altından çok su götürecek konudur. Konu üzerinde taraf olanların sitemine sahip olacak yanlış anlamalarımı burada darp etmeyeceğim. Yöntem olarak Holloway der ki; burada bir devrim gerekir. Bu düzen böyle gidemez; lakin sadece iş "düzenin" değişmesi ile de ıslah edilemez. İktidarı araç olarak gören bütün devrimci hareketler bir yerden sonrasında iktidar ve sermaye ile kol kola girerek başka isimlerde de zalim olmuşlardır. Dünyanın çeşitli yerlerindeki komünist partiler gibi... "...Bu kitaba çıkış noktası olarak aldığımız çığlık, militanın çığlığı değil, fakat bütün ezilenlerin feryadıdır. Itaat etmeye karşı gelen, kapitalist makineler haline gelmeyi reddeden herkesin gücünden söz edebilmek için açık militanlığın gücünün ötesine geçmek zorunludur. Ancak direnişin her yer- deliği zemininde devrim imkân dahilinde olacaktır. " Yukarıdaki alıntıyı kitabın ana omurgasını oluşturan ifadelerime kanıt olması için aktardıktan sonra; Karl Marx'tan beri bilinen bazı ifadeleri de buraya taşımak gerekmektedir. İşçinin emeği (ne yazık ki) metaya dönüşmüştür ve bu emek metası sadece makina kadar değer görmektedir. Çünkü emek ile ürün arasındaki ilişki ortadan kaldırıldığı için ortadan "değer" kavramı uzaklaştırılmıştır. Üstüne üstlük bu metanın tek bir elde toplanması sonucunda da sermaye yönünde ciddi bir ağırlık oluşmaktadır her geçen gün. Sonuç olarak bu da toplumsal bir fetişizme yol açar; kitabın kendi içinden bir terimi kullanacak şekilde ifade edersek. Toplum içinde iş veren, işçi, muhalif, iktidar gibi bütün kavramlar birbirine girmiştir. Artık sorunun büyük sermayelerde olduğunu görmeyen insanlar, sorunu tembel işçi, zalim patron gibi unsurlarda aramaktadırlar. "Sınıf ilişkisinin ayrışması, toplumsal ilişkilerin genel olarak parçalanmasını, ilişkilerin nesneler aracıyla kırılmasını beraberinde getirir. Başka bir deyişle, ayrışma fetişizmdir. Fetişizm gerçekte iki yüzlü bir süreçtir. Ilk olarak ſetişizmi iktidarın muhalefete sirayet etmesi olarak gördük, Şimdi ise muhalefetin de eşit derecede iktidara sirayet etmesi olduğunu görüyoruz: Kapitalist toplum ilişkilerinin her birimizin içine derinden işleyen tuhaf fetişizmi, aynı zamanda tahakküm biçimleri içine özgürlüğün işlemesidir." Peki, ekonomik bir krizin ortaya çıkması, sermaye, iş, işçi arasındaki düzenin adil bir şekilde sağlanmasına yol açar mı? Yani Naomi Klein doğruyu söylemiş midir? John Holloway'e göre "Bu her iki farklı kriz anlayışının da reddedilmesi demektir. Ilk olarak, devrim için bir fırsat olarak anlaşıldığı anlamında, geleneksel anlayışla ters düşer. Bu anlayış pek çok farklı görüşteki Marksistlerce paylaşılır. Iddia şudur ki, sermayenin büyük krizi patladığında, bu içinde devrimin de mümkün olabileceği bir an olacaktır: Ekonomik kriz sınıf mücadelesinin yoğunluk kazanmasına sebebiyet verecek ve bu da, etkili devrimci örgütlenmelerce rehberlik edildiğinde devrime doğru giden yol olacaktır. Bu yaklaşım krizi ekonomik olarak, bilhassa kendisini bir sınıf mücadelesi olarak, sınıf mücadelesindeki bir dönüm noktası, sermayenin ve çalışma-karşıtlığının (insanlığın) karşılıklı olarak birbirini itmesinin sermayeyi kendi hakimiyetini yeniden yapılandırmaya yahut kontrolünü kaybetmeye zorladığı nokta olarak değil de, sınıf mücadelesinden tamamen farklı bir şey olarak alır." Sonuna gelindiğinde John Holloway şöyle bitirir mana olarak: " Ortaya bir çözüm koyamadık ama feryat etmek lazımdır."
Siyaset ve Felsefe
İktidar Olmadan Dünyayı DeğiştirmekJohn Holloway · İletişim Yayınları · 201527 okunma
·
30 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.