Puan vermedi·456 syf.····Okunma: 07 Şubat 2026 08:57 Hiçbir yere tam ait olamamış, valizi hep kapının yanında büyümüş bir çocuk…
Kök salamadan, alışamadan, “burası benim” diyemeden geçen yıllar…
Yıllarca “evim” diyebileceği o yeri arıyor. Ev değiştiriyor, sokaklar aşıyor, günlerce yürüyor.
Belki bir kapı açılır da içeri girince kalbi susar diye…
Ama sonunda anlıyor ki aradığı şey bir kapı, bir anahtar, bir adres değil.
İnsanın içini ısıtan o duygu.
Ev bazen bir mekân değil; insanın kendisi.
Ev, bulunacak değil, olunacak bir şey.
Teşekkürler Nermin Yıldırım, kalbime usulca dokunan bu hikâye için.