Tahmini Okuma Süresi:
12 sa. 55 dk.
Sayfa Sayısı:
456
Basım Tarihi:
Kasım 2020
Yayınevi:
Hep Kitap
ISBN:
9786051923994
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

DEPRESYON ULUSAL MARŞIMIZ
8/10
·456 syf.··
2024 127. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2024 20:47
"Ev dediğiniz dört duvar değil ki,orada sizi sevecek,saracak biri..." S:382 Romanda Camino de Santiago’nun Portekiz ayağının kıyı rotasını dostu Ogo ( arkadaş değil dost) ile yürüyen Seher’in iyolculuklarına, geçmiş hesaplaşmalarına tanık oluyoruz. ( psikoterapi tekniği EMDR. Freud bu kitaptada karşımızda.) Psikolog’u ile geçmiş fotoğraflardan anlar yakalayarak geçmişe travmalarına dönüyor. Yapboz parçaları gibi birleşen küçük anılar ve hikayeler bütünü oluşturuyor. Bu yolculuğa çıkanların hepsinin bir nedeni olduğunu okuyoruz sayfalar ilerledikçe. Zaten Camino de Santiago, Portekiz Hac Yolu olarak biliniyor. Bir amaç uğruna yürümek de mutlaka yeni şeyler öğretiyor, keşfettiriyor, iyileşmeye dönüşmeye yardımcı oluyor.( Kitabı okuyan veya okuyacaklar için yürüyüş üzerine Yürümenin FelsefesiYürümenin Felsefesi kitabınıda okumaları kitabı daha iyi anlamlandırmanızı sağlayabilir. https://1000kitap.com/gonderi/228316652 ) “Artık kim ne kadar anlarsa… “ kitabın sonunda Seher okuyucuya böyle diyor. Peki ben ne anladım: Yalnız kalmaktan korkan ve dert eden birinin sonradan sadece yalnız kalmak herşeyi yanlız yapmak istemesi ve insanlara tahammül edememesi, çaresizliği ile baş edebilmek için esas duygularının aksi gibi davranmaya çalıştığının farkına varan, kendine attığı bu yalanlardan hissettiklerini yaşamaktan kaçarak yaşamla boğuşması. “Ben kendime Yalanlar söyledim Sonra ben o kendimden Onları dinledim Dinledim Dinledim ” Özdemir AsafÖzdemir Asaf Seher’in iç dünyası; kendine kızan barışmaya çalışan biri, Senarist olup hayatından, yapmak istediklerini dizi senaryosu olarak yazıyor, hayata geçiriyor. ( siz olsanız dizinizin konusu ne olurdu?) Yol boyunca devamlı olduğu anda değil devamlı geçmişi ile kafasında döndürmesi Ogo’nun seslenmesiyle kesilen hatıraları. Olduğu anı hiç yaşayamaması ve farkındalığından
EvNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20206,8bin okunma
Nermin Yıldırım hayranlığımı nirvanaya taşıyan kitap...
10/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2024 60. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2024 21:40
"Ev dediğiniz dört duvar değil ki, orada sizi sevecek, saracak biri..." Siz bulabildiniz mi evinizi? Dört duvar arasında yıllar geçerken, ne kadar evinizde hissettiniz kendinizi? Evini bulan şanslılardan mıydınız, yoksa Sabahattin Ali'nin dediği gibi "Gerçekte hep yalnızdım, hiçbir yerde kendimi evimde hissetmedim." diyenlerden miydiniz? Ev dediğimiz nedir ki? "İnsanın evi karnının doyduğu, kalbinin olduğu yerdedir." diyen Orhan Pamuk, "Bir ev; sokak, şehir ya da tuğla ve harç gibi yapay şeyler değildir. Ev insanın ailesinin olduğu yerdir." diyen John Boyne yanılıyor olamazlar değil mi? Bir yere Ev'im diyebilmek için sarılıp sarmalandığın, beraber gülüp beraber ağlayabildiğin, varlığı yokluğu paylaştığın bir ailen olmalı. Büyükken her ne kadar buna duyulan ihtiyaç azalsa da gerçek bir 'Ev' çocuk için temel ihtiyaçtır. Eksikliğinin açtığı yaralar yıllar sonra bile kapanmayan, muzdaribini yollara düşüren ve bitmeyen bir arayıştır 'Ev' arayışı... Bu kitapta Seher, arkadaşı Ogo ile İspanya'daki, Camino de Santiago'ya yürüyerek gidiyordur. Hristiyanlıkta hac yolculuğu olarak kabul edilen bu yorucu yolculukta sadece mekanda yolculuk değil, zamanda yolculuk da vardır. Bu gerçek anlamda bir zaman yolculuğu değil, zihnen geçmişe dönüşler şeklinde bir yolculuk. Seher yürüyüş sırasında aldığı evsiz geçen çocukluğunu, aldığı terapileri hatırlar. Seher'in çocukluğundan itibaren bir yere ait olamayışının bugününe nasıl yansıdığını görürüz. Nermin Yıldırım, Ev kitabında bize evin ne olduğunu, Seher karakteri üzerinden anlatıyor. Seher küçük yaşlarda annesi ve babası tarafından terk edilmiş, bir süre dedesi ile yaşamış dedesinin ölümünün ardından da birkaç yıl amcasında birkaç yıl halasında derken Türkiye'nin pek çok şehrinde yaşamıştır. Tam bir yere alışacakken sonra yine
Edebiyat
EvNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20206,8bin okunma
10/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2021 129. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2021 21:24
Bu kitabı okuduktan sonra ikna oldum ki ben evsizmişim. Her şey 2006 yılında üniversiteye gitmek üzere evden ayrılışımla başlamış. Başlamış diyorum çünkü evsiz oluşumun farkına bu kitapla vardım. Evsizim derken on beş yıldır tabiki sokaklarda kalmadım. Aslında ev olmayan ama benim ev sandığım evlerde kalmışım.. Bir minderden diğerine, bir evden öbürüne gidişler, toplanan bavullar, vedalaşılan arkadaşlar, geride kalan şehirler, tren kompartımanları, otobüs koltukları, koridor boşlukları, pencere kenarları, camdaki buğuya yazılan isimler, süzülen yağmur damlaları, gece karanlığında parlayan uzun yol ışıkları, gidişler, gidişler, gidişler... Koparak, sancıyarak, her defasında bir parçayı daha geride bırakarak gidişler ve her varılan yeri yuva bellemek için ısrarlı direnişler. Yeni şehirler, yeni evler, yeni yüzler, yeni açılan bavullar, kurulan odalar , yeni baştan tanışılan arkadaşlar, edinmeyi bekleyen yeni alışkanlıklar, kendini sevdirmek için yeni telaşlar, içinden kışkışlamaya çalıştığın öksüz duygular, içine yeni girdiğin fotoğraflar, her fotoğrafta burnunun direğini sızlatan o misafirlik duygusu, olur olmaz yakana yapışan korkular...Derken çerçeveletecek vakit bile bulamadan apar topar yeniden içinden söküldüğün fotoğraflar, toplanan bavullar, gelişigüzel vedalar, tren kompartımanları, otobüs koltukları, koridor boşlukları, pencere kenarları, camdaki buğuya yazılan isimler..... Herkesin içinde başka türlü bir ev hayali. Bir çatı, bir yuva, bir sevgili, bir dost, bir ben hangi kisveye bürünürse bürünsün, içine girip sığınabileceği, orada kendini güvende hissedeceği, imkansız bir huzur telakkisi. İşte o huzurun terkibi kimimiz için envanterlerde anılmayacak denli tali, ruhi bir reçeteden ibaretti. Tam da böyle olduğu için bazılarımız ısıtmayı beceremeyen evlerimizi
Edebiyat
EvNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20206,8bin okunma
Buen camino / la vida no es ningún camino de rosas
9/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2024 168. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2024 18:38
Dünyayı hatta sonrasını da çocuklar kurtaracak. Çocuklar anne babasını kurtaracak, yine bu çocuklar anne baba olup hayatları kurtaracak. Çocukluk denilen şey tohum gibi tohum da kaderin en belirgin filizi... Kendi çocukluğunu kabul edip kurtar sonra kendini kurtar ki yaşam yük olmaktan çıkıp yaşanır hale gelsin. Bir evi olamayanların öyküsü ...bir evden öbürüne gidişler. Toplanan bavullar, ve dalaşılan arkadaşlar, geride kalan şehirler, tren kom­partımanları, otobüs koltukları, koridor boşlukları, pencere ke­narları, camdaki buğuya yazılan isimler, süzülen yağmur dam­laları, gece karanlığında parlayan uzun yol ışıkları, gidişler, gidişler, gidişler. Koparak, sancıyarak, her defasında bir parçayı daha geride bırakarak gidişler ve her varılan yeri yuva bellemek için ısrarlı direnişler. S:61 Değişik hayatları yalnız kalmamak için çekmek zorunda kalan bir can... ...kendini sev­dirmek için yeni telaşlar, içinde tek fotoğrafın olmayan aile al­bümlerine metanetle bakmaya çalışmalar, s:61 Kitapta dostluklar ve dostların birbirini kabullenmeleri, kendilerini rahat hissettikleri öyle olaylara şahit olacaksınızki bir alıntı imdadıma yetişti... Kontrolü kaybetmekten ödüm patladığından genellikle temkinli içerdim. Ama Ogo'yla birlikteyken o kadar kasılmam gerekmezdi; azıcık çakırkeyif , hatta bazen düpedüz sarhoş olmakta beis görmezdim. Bilirdim ki ne kadar içip sapıtırsam sa­pıtayım onunlayken kendimi sefil, saçma, yetersiz hissetmeye­ceğim. Ogo'nun yanında rahatlıkla bazen bil­hassa sarhoş olur; içimden abuk sabuk şeyler söyleyip yapmak geldiğinde, kendimi tutmak yerine biraz daha içip olacakları ha­tırlayamayacağımı garantilemenin yolunu bulurdum. S:164 Önemli olanın yaşama gücü verecek olanlara ihtiyacımızın olduğundan bahsedilmiş. Herkesin artısı eksisiyle
EvNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20206,8bin okunma
8/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2025 21:40
İnsan bazen başına geleni yok sayarak atlatmak ister. Nermin Yıldırım, Ev. Ruhsal ve psikolojik güzel çözümlemeler vardı kitapta. Herkesin kendinden bir şeyler bulabileceğini düşünüyorum. Sade ve yalın bir dil ile, küçük bir kIz çocuğunun oradan oraya savruluşunu anlatmış yazarımız. Kim severse sevsin anne ve baba sevgisinin yerini hiçbir şey tutamaz. İyi bir ailede yetişmiş şanslı çocuklar her zaman hayata bir adım önde başlıyor. Karakterlerin depresif olması nedeniyle kitap biraz ağır ilerlesede eve giden güzel bir yolculuktu. Keyifli okumalar, kitapla kalın. Ne arıyordun ki? Evimi...
EvNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20206,8bin okunma
8/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2025 18:41
İnsanın kendi içindeki yalnızlığının yolculuğuna çıkaran bir kitap. Zihnimizde ki yüklerin, duyguların ve düşüncelerin sadece bir yere gitmekle hafiflemediğini, onları her adımında beraberimiz de götürdüğümüzü anlatan bir eser. İnsanın evi neresi bu soruyu okurken kendinize soracaksınız. Ruhsal ve psikolojik çözümlemeler ayrı bir güzellik katmış kitaba. Zaman zaman tekrara düşülmüş olsa da güzeldi. Umut dolu kitaplara, keyifli okumalar...
EvNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20206,8bin okunma
6/10
·456 syf.··
2026 5. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2026 15:36
Bu kitabı uzun zamandır okumak istiyordum. Ama istediğim tadı alamadım. Evet konusu,dili, yazarın yaptığı benzetmeler, metaforlar çok güzel ama Seher’in evini bulma, kendini bulma yolculuğu daha güzel işlenebilirdi. Beni içine çekmedi hikayesi. Kopuk kopuk geçmişin anlatılması, yolculuğun uzatılması okurken sıktı beni. Beni meraklandırsın, sarssın, kendime getirsin diye bekledim durdum okurken. Ama bir türlü heyecanla okuyamadım biraz zorla bitirdim diyebilirim. Belki de okuma zamanım yanlıştı bilmiyorum.
EvNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20206,8bin okunma
Bir Aidiyet Arayışı
9/10
·456 syf.··
2026 29. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 13:03
Nermin Yıldırım’ın EvEv romanı, dış dünyadan kaçıp kendi içine, yani asıl "evine" sığınmaya çalışan bir kadının sarsıcı ve samimi yolculuğunu anlatıyor. Roman, mekan olarak bir evi merkeze alsa da aslında insanın aidiyet, geçmiş, aile ve kendisiyle kurduğu ilişkiyi farklı bir bakışla anlatıyor. Nermin Yıldırım’ın Ev romanı, okuyanı kendi içsel labirentlerinde derin bir yolculuğa çıkaran, modern Türk edebiyatının en nahif ve vurucu eserlerinden biri olmuş bence. Kitabın Genel Konusu: Romanın başkahramanı Seher kırklı yaşlarında, hayatının bir dönemecinde durup geçmişini, çocukluğunu ve bugüne kadar sığındığı "ev"leri sorgulayan bir kadındır. Kitap, Seher'in İspanya’da bir yürüyüş rotasında (Santiago de Compostela) yaptığı fiziksel yürüyüşle, kendi çocukluğuna ve aile sırlarına doğru yaptığı zihinsel yürüyüşü eş zamanlı olarak anlatıyor. Yazar kitapta, evin sadece dört duvardan ibaret olmadığını; anıların, kokuların, aidiyet hissinin ve hatta bazen bir insanın kendisinin bile bir "ev" olabileceğini vurgulamış Seher, yürüdükçe geçmişindeki kırgınlıkları, aile içi sessizlikleri ve çocukluk yaralarını heybesinden çıkarıp tek tek yüzleşiyor. Toplumun kadına biçtiği roller, "yuva kurma" baskısı ve bir kadının kendi ayakları üzerinde dururken yaşadığı evsizlik/aidiyetsizlik hissi çok güzel işlenmiş. Kitabın bir yolculuk, yürüyüş üzerine kurulmuş olması, anlatıma harika bir dinamizm katıyor; sayfalar su gibi akıp gidiyor. Roman,okuyucuya "Ev neresidir?" sorusuna cevap aratıyor. Ev; dört duvar mıdır, doğduğumuz yer midir, yoksa insanın kendi ruhu ve bedeni midir? Bu felsefi soruları ajitasyona kaçmadan, çok duru bir şekilde sorup, cevap aramış. Taşınırken kutulara sığdırdığımız eşyaları değil, ruhumuzda gittiğimiz her yere taşıdığımız o görünmez yükleri anlatan bir
Edebiyat
EvNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20206,8bin okunma
Puan vermedi·456 syf.··
2024 80. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2024 09:02
Benim evim, yollar.: Ev, deyince duvarlardan oluşmuş beton yığınları gelir aklımıza değil mi? Oysa, en iyi evi olmayan biri bilir çok daha fazlası olduğunu. Bir evin ev olması için, bir çatıya, bir betona ihtiyaç duymadığını. “Evim sensin.” romantizmine girmeyeceğim korkmayın. Çünkü çok daha fazlasıdır bir ev. Herkese göre tanımı değişkenlik gösteren güvenli bir sığınaktır. Kimine göre ev; içeriye adımını attığı an tüm kaygılardan soyunduğu yerdir. Kimine göre en geniş ovalardan daha özgür olduğu bir yer, tüm yorgunluklarını dindiren sıcak bir ses, dünyanın en güzel yiyeceklerinden daha güzel gelen sıcak bir çorba kokusudur. Dünyanın en zengin insanlarından bahsediyorum, evet. Bir de bunun aksi yerler var: dışardan ev gibi görünen ama insana ıstırap veren mekânlar. Ne kaçmak mümkündür ne de kalmak. Onlar belki de yolda yürürken, kapının eşiğinde beklerken daha çok evinde hissederler kendilerini. Yolda olmayı severler. Çünkü yolda olmak, aramaktır. Bulacağı umudunu taşımaktır. Bu umut, diri tutar onları. Kimilerine göre ise o ev: ölümdür. Yolculuğun sonu oraya çıkacaktır. Çoğu insanın en az aklından bir kez geçen o düşünce. Ne yapsa da bir yere sığamazlar. Yaşamak isterler ama nefes almaktan öteye geçemezler. Bir tek elin saçını okşamamasına düşmandır, tüm insanlara düşman olmaya, sevilmemeye yeter de artar bu. Atılgan, dünyada dayanılacak tek şeyin ‘sevgi’ olduğunu söylerken bu insanlar sevgisizlikten ölüneceğine inanırlar ve evlerine böyle giderler: ölerek. “Denizde boğulmak bir kerelikti, yaşarken boğulmak bitmiyordu.” Güçlü olmak; yaşayarak ölmektir belki de. Ölene kadar aramaktır. Kimilerinin evi, bulamamaktır. Arayış anına kurduğu, umutlarla inşa edilmiş bir çatı, bulabileceği tüm evlerden daha görkemli olabilir. Kimisi de evi çocukluğunda bulur. Küstürülen,
EvNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20206,8bin okunma
9/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2024 81. kitabı
Nermin Yıldırım ev kitabıyla bizlere yaşamının belli bir döneminde kendini kaybolmuş hisseden bir kadın karakter vardır. Bir yandan geçmişiyle hesaplaşmaya, diğer yandan bir “ev” duygusunu yeniden kurmaya çalışır. Çocukluk anıları, aile ilişkileri, taşınmalar, terk edişler ve yeni başlangıçlar onun ruh hâlini şekillendirir. Karakter; eşyalar, kokular, sesler ve anıların eşlik ettiği bir hatırlama sürecinden geçerken, aslında “ev”in bir adres değil, insanın kendi içinde kurduğu bir yer olduğunu fark eder. Roman boyunca, bir yandan toplumsal dönüşümler ve modern hayatın hızlı akışı anlatılırken, diğer yandan karakter kendi iç sesini bulmaya çalışır. O kadar samimi ve güzel yazmış ki o duyguları hissettiriyor bizlere Nermin Yıldırım iyi ki yazmışsın.
EvNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20206,8bin okunma

Yazar Hakkında

Nermin YıldırımYazar · 9 kitap
1980 yılında Bursa'da doğdu. Yalova, İstanbul, Ankara ve İzmit hattında büyüdü. 1987 yılında yazar olmaya karar verdi. İki sene sonra, ilk yazılarından ve şiirlerinden oluşan defteri "Yarını Bekliyorum" amcası tarafından daktiloya çekilip fotokopiyle çoğaltıldıktan sonra ciltlenerek kitap haline getirildi. Bu çalışma, kısa sürede ailenin en çok okunanlar listesinin üst sıralarına yerleştiyse de edebiyat dünyasında pek ses getirmedi. 1997 yılında gazeteci olmaya karar verdi; beş sene sonra da Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Basın Yayın Bölümü'nden mezun olarak İstanbul'a yerleşti. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazdı, reklam ajanslarında metin yazarlığı yaptı. 2010 yılında Barselona'ya yerleşti. İlk romanı Unutma Beni Apartmanı 2011, ikinci romanı Rüyalar Anlatılmaz ise 2012 yılında Doğan Kitap tarafından yayımlandı. Sosyal Medya: instagram.com/nnerminyildirim