Tahmini Okuma Süresi:
9 sa. 24 dk.
Sayfa Sayısı:
332
Basım Tarihi:
Eylül 2018
Yayınevi:
Hep Kitap
ISBN:
9786051922454
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Avutulmak istemiyorum ki ben, anlaşılmak istiyorum.
9/10
·332 syf.··
2024 79. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2024 19:06
Öyle bir tanıtım cümlesi var ki eserin, "Yüreğin yeterse okuma!" diye haykırıyor adeta: "MisafirMisafir, normalini yitirmiş, çokça incinmiş, bolca incitmiş bir dünyada, kırılmış hayallerin, ertelenmiş sevgilerin, hakkıyla yaşanamamış ömürlerin ortasında, kendine sığınacak yer arayanların romanı." Ah, her cümlede kendini bulmak... Daha başlamadan can "ev"inden vuruyor kimi kitaplar. Hele bir de başlayınca! Ne evin kalıyor ne barkın! Hele o kitap "ev" gibi bir konuda Türk edebiyatında o konuyu daha iyi ele alamayan bir yazarın kaleminden çıktıysa! Ne çok ev dedim değil mi? Bu yolculukta ev, akıl hastanesi. Hemşireler abla, hastalar misafir, başhekim baba. Kendinizi misafir gibi değil evinizde hissedeceksiniz! Ama öyle evler var ki, misafir gittiğiniz evleri mumla aratacak cinsten. Öyle babalar var ki, hiç olmasaydı dedirtecek cinsten! Misafirlik demiştik değil mi? Hani kısası makbuldü? Hayatta en sevdiğinizi yitirdiğiniz oldu mu hiç? Öyle mecazen kaybetmek değil, bu dünyadan tamamen gittiği... Peki bir gün onu evinizde görseniz ne yapardınız? Onu kaybettiğiniz yaşta gelmiş koltuğa oturmuş hiç gitmemiş gibi sizi bekliyor... "Annemi çok özlüyorum, en çok da onun çocuğu olmayı özlüyorum." Bir çığlık mı yoksa hasret giderimi mi? Yoksa kimsenin sizi anlamadığı bir dünyada, diğer dünyadan da gelmiş olsa anlayan biri mi? "İnsanın her lafını açıklamak zorunda kalmaması ne büyük rahatlık." "Yanlış anlaşılmaktan korka korka, anlaşmaktan bile vazgeçmiş insanlarız sonuçta." Ve yanlış yaşarım korkusuyla yaşamaktan vazgeçmiş değil mi? Öyle demez mi Oğuz AtayOğuz Atay, "Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım." Ne çok yaşanmamışlık var değil mi hayatımızda? "Sana da bambaşka bir hayatın olabilirdi gibi geliyor mu bazen?" Çok başka... Eserin ana
Edebiyat
MisafirNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20182,971 okunma
8/10
·332 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2026 11:49
Nermin Yıldırım’ın Misafir romanında okur, başta anlatılan mekânı bir ev gibi algılar. Abla, baba, misafirler ve günlük düzen bu algıyı destekler. Ancak ilerledikçe fark edilir ki bu “ev” aslında bir akıl hastanesidir. Hemşireler “abla”, hastalar “misafir”, başhekim ise “baba” olarak adlandırılır. Bu bilinçli adlandırma, romanın en çarpıcı kırılma noktalarından biridir ve okurun bakışını tamamen değiştirir. Romanın merkezinde Rikkat karakteri yer alır. Rikkat, hayatın kenarında kalmış, yaşadıklarını yüksek sesle dile getirmek yerine içine gömmeyi tercih eden bir kadındır. Onun hikâyesi, dış dünyada olup bitenlerden çok iç dünyasında yaşadığı kırılmalar üzerinden ilerler. Rikkat, çoğu zaman kendi hayatında bile bir “misafir” gibi hisseder. Nermin Yıldırım’ın anlatımı sade, doğrudan ve yer yer serttir. Yazar, süslü cümlelerden kaçınarak duyguyu çıplak hâliyle okura sunar. Psikolojik çözümlemeler güçlüdür ancak abartıya kaçmaz; sessizlikler, söylenmeyenler ve ima edilen duygular anlatımın temel yapı taşlarını oluşturur. Bu yönüyle Misafir, okuru yormayan ama düşündüren bir romandır. Sonuç olarak Misafir, aile, ev, evlilik ve bireyin yalnızlığı üzerine kurulu, sade ama derin bir eserdir. Nermin Yıldırım, büyük laflar etmeden, bağırmadan, sessiz bir dille insanın kendine bile yabancılaşabileceğini gösterir. Kitap bittiğinde geriye şu his kalır: Aynı evin içinde olmak, aynı hayata ait olmak anlamına gelmez. Keyifli okumalar, kitaplarla kalın :)
MisafirNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20182,971 okunma
10/10
·332 syf.··
Beğendi
·
2022 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2022 22:29
"Basit bir savunma yöntemiydi benimki aslında. Zihnimdeki boşluktan rahatsız olunca, kimse daha güzel bir hikâye anlatmadığı için kendiminkine inanmayı seçmiştim (sf.22)." "İnsan tek başına delirmiyor. Bu yolda ona yardım edecek birileri mutlaka çıkıyor (sf.116)." Benim için kitabı anlatan iki alıntı ile incelememe başlamak istedim. Sizce de öyle değil mi? Bir insan kendi kendine değil de başkalarından dolayı çoğu zaman deliriyor. Bazen yaptıklarımızdan bazen de yapmadıklarımızdan dolayı insanlarda tedavisi mümkün olmayan yaralar açıyoruz. Az yahut çok hepimiz bir miktar deliyiz. Delilik kelimesine sınırlı kalıplarla bakmayın, bu kelimeyi zamanla dar kalıplara sokan bizleriz zaten. Prof. Dr. Fuzuli Bayat'ın "Türk Kültüründe Deli ve Delilik" kitabını okuduğunuzda da 'delilik' kavramına bakış açınız fazlasıyla değişiyor. Her neyse, sonuç olarak bu kitapta Ev'in içindeki ve dışarısındaki iki insanın zaman içerisinde gerçeklik algılarından kopmasını okuyoruz. İçerisi ve dışarısı... Belki de olaya Rikkat gibi bakmak gerekir: "Küçük Ev'de çalışıp büyük Ev'de yaşıyorum belli ki (sf.200)." Burada bahsedilen Ev, aslında bir akıl hastanesi. Bu akıl hastanesinde garip bir işleyiş var. Hemşireler 'abla', hastalar 'misafir', başhekim 'baba' oluyor. Yanlış anlaşılmasın bu isimleri onlara veren hastalar değil başhekimin kendisi böyle denmesini istiyor. Açıkçası başından beri bir şeyler karıştırdığını anladığınız sevimsiz bir adam kendisi. Kitapta iki ana karakter yer alıyor. Birisi, 'misafir' Esin... Genç bir kız ve Ev'e nasıl geldiği konusunda en ufak bir fikri dahi yok. Hafızasının son kısımları adeta kayıp durumda ve hatırlamaması için de gereken bütün çabalar gösteriliyor. Mavi odanın bir tedavi değil şiddet olduğunu Esin'i okudukça anlıyorum. İkinci karakterimiz, 'abla'
Edebiyat
MisafirNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20182,971 okunma
Dünya denen şu koca tımarhanede, hepimiz 'misafir'iz…
Puan vermedi·332 syf.··
2018 59. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2018 21:16
“Gezegenimiz acaba evrenin tımarhanesi mi diye düşünmeden edemiyorum.” Johann Wolfgang Von GoetheJohann Wolfgang Von Goethe Nermin YıldırımNermin Yıldırım altıncı romanı olan MisafirMisafir‘de “ev” olarak adlandırılan bir tımarhanede geçen olaylar üzerinden kurgulanan çok katmanlı bir hikâye aracılığıyla toplumsal çürümenin şifa dağıtıldığına inanılan bir yerde nasıl olabileceğine dair inceden bir sistem eleştirisi yapmak suretiyle, okurunu bu sefer “topluca delirdik de, nasıl her şeyi normalize edebildik?” şeklinde bir iç hesaplaşma kabilinden sorgulamaya tabi tutuyor… ("Delilik, bireylerde bir istisna; gruplarda ise bir kuraldır." demiştir, NietzscheNietzsche ; FreudFreud da bu fikre katılmıştır.) Bu romanda bahsi geçen “Ev”i sembolik bir mekân, metaforik bir alan olarak da okumak mümkün… Hemşirelerin “abla”, başhekimin “baba”, hastaların “misafir” olarak anıldığı bu tuhaf yerde özellikle (yazarın diğer tüm romanlarında olduğu gibi) “aile müessesi”ne de farklı bir bakış açısı var, aslında. Mikro düzeyde sıkıştırılmış, baskılanan ve belli kurallara göre kişilikleri yeniden inşa edilmeye çalışılan “misafir”ler sözkonusu… Makro düzeyde, bunu ülkeye ya da dünyaya da devşirmek mümkün… Yazar, toplumsal normları, biçimlendirilmiş normali, yaftalanmış anormali ifşa ederken, toplumun kendisine benzemeyenleri ve hatta varlığını tehdit edebileceğine inandığı ayrıksı fertleri nasıl cezalandırdığını da bize gösteriyor. Bunu özellikle “ev”deki genç ve idealist bir hekim olan Kerem Bey karakteri üzerinden yapmış. Sisteme başkaldıran Kerem Bey, dayatılan her şeyi eleştirir, kötücül gidişin önünün alınması gerektiğini savunur ve sonunda başhekimle girdiği çatışmada bu
MisafirNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20182,971 okunma
7/10
·332 syf.··
2025 16. kitabı
Nermin Yıldırım’ın okuduğum 2. eseri. İlk okuduğum eseri dokunmadan daha başarılıydı. Kitap karakterlerin duygularını anlatmada çok başarılı. Sonu biraz yarım kalmış gibi geldi, bir bölüm eksikmiş gibi sanki. Nermin Yıldırımın kitaplarında hissettiğim o depresif hava bu kitapta da hakim. Ama bu kadar depresif karakterlerin bile hayalleri olması, onların güzelliklere inanç ve ihtiyaçlarını görmek bambaşka bir hava katmış. Ben severek okudum, okumanızı öneririm
MisafirNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20182,971 okunma
Puan vermedi·332 syf.··
2024 22. kitabı
·
161 günde okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2024 18:49
kitapta olaylar iki farklı karakterin gözünden anlatılıyor.Ama karakterlerin bir araya geldikleri bir yer var ,ev... Yani ev dedikleri çalışanların abi abla oldugu hastaların da misafir edildiği bir akıl hastanesi. Rikkat abla ve misafir Esin in kendilerini bulmaya çalışmaları daha doğrusu içlerindeki boşluğu doldurma uğraşları anlatılıyor . Olaylar hakkinda spoiler vermek istemiyorum o yüzden oralar okuyucuya kalsin diye hiç değinmeyeceğim. Üzerinde durulan esas konulardan biri de şu, evet bazıları var ki gerçekten akıl sağlığını yitirmiş ve tescillenmis deli onlar. Peki ya tescillenmeyenler? Okura cok fazla ipucu veriyor kitap, çevrenize bir bakın akıllı diye dolaşan kimselere bir bakın; akıl hastanesinde olmayip tedavi görmüyor olmaları onların akıl sağlığını yitirmedigini göstermez, Rikkat abla evinde ölmüş annesiyle yaşıyor akşamları çekirdek çıtlıyorlar, Doktorlar sinirlerini duygularını sozlerini kontrol etmekten yoksunlar . Kim deli kim değil? Nermin Yıldırım in dilini ve anlatımını olayları betimleme şeklini cok beğeniyorum, bir roman evet ama sanatsal ve samimi bir roman. Okuyucuya bunu hissettirebilmek... Usta yazarların yapabileceği bir şey, kesinlikle okunmaya değer bir kitaptı
MisafirNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20182,971 okunma
Avutulmak istemiyorum ki ben, anlaşılmak istiyorum.
Puan vermedi·332 syf.··
Beğendi
·
2024 16. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2024 14:07
MisafirMisafir Bir akıl hastanesi düşünün. Adına “ev” diyorlar. Hastalara da “misafir”. Hastabakıcılar, hemşireler ise “abla-abi” burada. Kitabın baş karakterleri Esin ve Rikkat. Esin evde misafir, Rikkat ise abla. Esin henüz 19 yaşında, “ev”e neden geldiğini hatırlayamayan, “misafir” olamayacak kadar akıllı bir kız. Rikkat ise 60 yaşlarında, geceleri ölmüş annesi ile çekirdek çitleyen, gündüzleri “ev”de ablalık yapan bir hemşire. Bir Esin anlatıyor hikayesini bizlere, bir Rikkat anlatıyor. Rikkatin geçmişinde yaşadığı eksiklikleri, korkuları, mutsuzlukları, sorgusuzca kabullenişleri... Esinin kendi bulma çabaları, umutları…. “Ev” de ise durumlar hiç de öyle göründüğü gibi değil aslında. Peki evde kim akıllı… Kim deli… Kim iyi… Kim kötü… Doktor Kerem, Adalı, Canan…. Ahh Canan Farklı karakterler, onların hikayeleri ve Nermin YıldırımNermin Yıldırım nefis kalemiyle nefis bir kitap çıkmış ortaya. Okurken keyif aldım, kendimi sorguladım, ufak tefek dersler çıkardım. Naçizane tavsiyemdir . Keyifli okumalar….
Edebiyat & Roman
MisafirNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20182,971 okunma
Hangimiz deli değiliz ki?
9/10
·332 syf.··
2026 609. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 22:49
Nermin Yıldırımla Unutma Dersleri kitabı sayesinde tanıştım. Kitabın konusu ve yazarın üslubu, yazım dili, akıcılığı ve devamını merak ettiren tarzı öyle hoşuma gitti ki bir kaç kitabını daha okumaya karar verdim. Arkasından Rüyalar Anlatılmaz kitabını okudum ve beni o kitapta çok sarstı. Her bir karakter ayrı bir psikolojik vakıa gibiydi. Sonrasında Ev kitabı ve nihayetinde Misafir kitabını okudum. Misafir kitabı iki farklı kadın karakterin ağzından sıra ile yazılmış bir roman. Olayların bel kemiği Ev ismi verilen bir akıl hastahanesi. Kadınlardan olgun olan Rikkat hemşire yani ev tabiri ile abla, genç olan Esin ise akıl hastahanesine nasıl düştüğünü hatırlamaya çalışan bir hasta. Hastahanede akıl almaz bazı olaylar da dönüyor. Bölümlerde kimin ağzından yazılıyorsa o bölümde kişinin hayatı inceleniyor. Günümüzden çok geçmişe gidiyor, psikolojik tahliller, hayata dair herkesin kendini bir parça da olsa bulabileceği izler var. Biraz daha anlatırsam çok ipucu vermiş olurum. Kesinlikle okumaya değer bir kitap. İyi okumalar. :)
MisafirNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20182,971 okunma
10/10
·332 syf.··
Beğendi
·
2020 21. kitabı
İçeride ya da dışarıda,hepimiz ince ipler üstünde yürümeye çalışan cambazlarız sonuçta.Denge denen kaprisli manyağın bozulması hiç de zor değil,ufacık savrulaşlara bakıyor.Bir rüzgar eser,biri adını seslenir ya da minik bir kuşun sevgisini göstermek için omzuna konacağı tutuverir.Dengeyi kaybetmek bu kadar basittir. Akıl hastanesinin ev,hastalarının ise misafir kabul edildiği bir yer..Ev ile dışarısının arasında nasıl ince bir cizgi var,okurken cok net hissedebiliyorsunuz. Hatta bazen sebepsizce misafir olunabildigini de. Okuduğum her kitabını coook sevdigim bir yazar,yine coook sevdim.Tavsiye ederim.
MisafirNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20182,971 okunma
9/10
·332 syf.··
Beğendi
·
2021 22. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2021 10:40
Nermin Yıldırım'ın okuduğum 2.kitabı ve "Unutma dersleri" gibi yine çok zevkle hissederek okuduğum bir hikaye.Neredeyse her sayfada altını cizdigim bolca cümlelerin olduğu,son sayfasina kadar beni içine çeken bir hikaye.Sadece 40 yaşına 7 roman sığdırmış gencecik bir yazar,Roman "EV" diye adlandırılan,hastaların "MİSAFİR" başhekimin "BABA" hemşirelerin ise "ABLA" diye adlandırıldıkları bir akıl hastanesinin kapılarını aralıyor.,Romanı iki karakter üzerinden görüyoruz ve içerisini Misafir olan EV'e nasıl geldiğini hatırlayamayan bu bilinmezlik içinde arayışlarda olan Esin karakteri üzerinden, dışarısını da Abla olannormalini yitirmiş,çokça incinmiş, geçmişte soramadığı soruların pişmanlığını yaşayan, Rikkat karakteri üzerinden görüyoruz.Rikkat Hanımın geçmişe takılı özlemleri ve iç dünyasında yaşadıkları ile misafir olan Esin'in hatırlayamadığı geçmişi Farklı yaşanmışlıklar ve farklı insanların bir araya geldiği akıl hastanesinde, misafir olan kişilerin travmaları, birbirlerinden kaçışları, neden orada olduklarını bilmemeleri, kitabın ana konusu gibi görünse de ana tema, geçmiş ve geleceğe özlem olarak işlenmiş... Ve düşünüyoruz, içerisiyle dışarısını ayıran duvar ne işe yarıyor? Duvarın hangi tarafında kaldığımız bizim gerçekten ne olduğumuzu belirliyor mu?
Roman
MisafirNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20182,971 okunma

Yazar Hakkında

Nermin YıldırımYazar · 9 kitap
1980 yılında Bursa'da doğdu. Yalova, İstanbul, Ankara ve İzmit hattında büyüdü. 1987 yılında yazar olmaya karar verdi. İki sene sonra, ilk yazılarından ve şiirlerinden oluşan defteri "Yarını Bekliyorum" amcası tarafından daktiloya çekilip fotokopiyle çoğaltıldıktan sonra ciltlenerek kitap haline getirildi. Bu çalışma, kısa sürede ailenin en çok okunanlar listesinin üst sıralarına yerleştiyse de edebiyat dünyasında pek ses getirmedi. 1997 yılında gazeteci olmaya karar verdi; beş sene sonra da Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Basın Yayın Bölümü'nden mezun olarak İstanbul'a yerleşti. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazdı, reklam ajanslarında metin yazarlığı yaptı. 2010 yılında Barselona'ya yerleşti. İlk romanı Unutma Beni Apartmanı 2011, ikinci romanı Rüyalar Anlatılmaz ise 2012 yılında Doğan Kitap tarafından yayımlandı. Sosyal Medya: instagram.com/nnerminyildirim