Failin Çığlığı, Kurbanın Sessizliği...
6/10
·196 syf.··
2026 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2026 00:00
Victor Hugo bu metinde idam cezasını değil, ölüme giden bir bilincin çözülüşünü anlatmayı amaçlıyor. Ancak anlatının odağı tek bir yerde ısrarla sabitleniyor: mahkûmun kendi ölümü. Suçun kendisi, öldürülen insanın hayatı, geride kalanların yası bilinçli biçimde metnin dışında bırakılmış. Bu tercih, metni bir vicdan çağrısından çok tek taraflı bir acı anlatısına dönüştürüyor. Mahkûmun pişmanlık duymaması, eylemiyle yüzleşmemesi ve yalnızca kendi sonuna ağıt yakması, bende empati değil, ahlaki bir mesafe yarattı. Can tatlıdır; fakat metin, bu tatlılığı sorumluluktan tamamen arındırarak sunuyor. Psikolojik olarak bakıldığında Hugo, ölümle yüzleşen bir zihnin daralan perspektifini başarıyla veriyor. Zaman algısının bozulması, küçük ayrıntıların büyümesi, umudun ve inkârın iç içe geçmesi ikna edici. Ancak bu iç monolog, bir noktadan sonra bireysel bir bilinçten çok evrensel bir kurban figürüne dönüşüyor. Bu da karakteri derinleştirmek yerine soyutlaştırıyor. Mahkûmun iç dünyası genişlerken, etik bağlam daralıyor. Okur olarak tanık olmamız isteniyor ama bu tanıklık eksik; çünkü suçun yankı alanı bilinçli olarak susturulmuş. Metnin beni asıl rahatsız eden yönlerinden biri de halkın neredeyse karikatürize edilen ilkel bir kalabalık olarak sunulmasıydı. Toplumsal öfke, adalet arayışıyla değil, salt canavarlıkla açıklanıyor. Bu yaklaşım, meseleyi derinleştirmek yerine basitleştiriyor. Buna ek olarak, çevirmenin ve metnin önsözlerinin neredeyse metnin önüne geçmesi, okurla metin arasına gereksiz bir duvar örüyor. Sonuç olarak Bir İdam Mahkumunun Son Günü, düşünce tarihinde önemli bir yere sahip olsa da, bugün bir okur için sarsıcı olmaktan çok tartışmalı. Okunsa olur; okunmasa da büyük bir boşluk bırakmaz. Çünkü bu metin, adaleti çok konuşuyor ama sorumluluğu yeterince tartışmıyor. Okur kalın...
Alıntı
Bir İdam Mahkumunun Son GünüVictor Hugo · İletişim Yayınları · 2024152,5bin okunma
·
71 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Zemheri
Gönderi Sahibi
İsmimi boşverin Aynı metni okuyoruz ama farklı yerlerden bakıyoruz. Siz anlatının bireysel bilinci merkeze almasını anlamlı buluyorsunuz; ben ise bu tercihin suçun ve sorumluluğun bilinçli olarak dışarıda bırakılmasıyla etik bir daralma yarattığını düşünüyorum. Bu yüzden metin bende empati değil, mesafe üretti. Okuma farkımız buradan doğuyor. Yorumunuz için teşekkür ederim.
Bireyler tek tek daha bilinçli olsa da, toplumlar nispeten bilinçsizler. O yüzden kurallar var. Toplumdaki insanların bir arada yaşayabilmesi için. Toplumdan adalet beklenilmemesi gerekir bence.
Ayrıca bence hem ölmek üzere olan birinin düşüncelerini, hem de idam cezasına karşı toplumun acımasızlığını, idam cezasının kişiyi 'kurban' (yukarda yazdığınız gibi) haline nasıl getirdiğini anlatıyor.
Suçundan bahsedilmemiş evet, adam cani mi bilmiyoruz . Ama cani olduğunu düşündüğümüzü varsaydığımızda, en cani olanımızın bile ölümle yüz yüze geldiğinde neler hissettiğini okuyoruz kitapta.