Puan vermedi·543 syf.····Okunma: 07 Şubat 2026 19:17 Öncelikle Spoiler içerir.
İngiliz Romanı dersimiz için okumaya karar verdiğim fakat dersin hocasının değişmesi sebebiyle ders izlencemizden çıkarılan Thomas Hardy kitabı. Tatilimde Victorian society hakkında fikirlerimin daha da pekişmesi için okumaya başladım. İlk başlarda çok sıkıldım betimlemelerden zaten yer yer de kitap sıktı beni o yüzden bi ayı buldu bitirmem. Ama Tess’e üzülmekten ciğerim kurudu ve 200 sayfadan sonrası aktı gitti. Dönemin toplum normlarını o kadar iyi yansıtıyor ki, kadına olan bakış açısı hala değişmemiş ne yazık ki. Angel Clare’e o kadar kızdım ki neredeyse aynı günahı kendi işlemesine ve bunu Tess affetmesine rağmen o aynı affediciliği Tess Durbeyield’e göstermedi. Ki Tess günah işlemedi onun hiç bir suçu yoktu. Neyse Kızı uzun süre o acıyla yalnız bıraktı sonra çok geç oldu döndü. Ama yinede Tess’i mutlu ettiği ve sevdiği zamanlar için çok az affedebildim onu. Alec d’Urberville ‘ye gelince bu insan -adam demiyorum dikkat ederseniz çünkü aşağılık biri kendisi- tepeden tırnağa bir Patriarchy and Social Hypocrisy örneğidir. Kendisi kıza tecavüz etti ve hayatını kaydırdı sonra ise dindarlığa soyundu. Doğru yolu bulmuş güye bak bak yersen. Tamam hadi anladım ama toplum onun rezilliğini bile hatırlamazken Tess’i bazı erkekler görüp laf atıyor. Bu o kadar sinirlerime dokundu ki. Neyse sonradan öğrendik ki maneviyata yönelmek konusunda Alec zaten samimi değilmiş. Kitap boyunca en nefret ettiğim karakter Alec sanırdım ama maalesef olmadı. Bana göre en kötüler Tess’in Anne ve babası. Bir soyadıdır saygınlıktır diye tutturan babasını, bir akrabayla evlen diye tutturan anasını boğsam boğsam rahatlamam. Tess’in başına herkes bela oldu bi gün yüzü görmedi zavallı çok üzüldüm çok. Kitabın sonu tabiki aşırı trajikti. Tess ölünce Clare ne olursa olsun Tessin kardeşi Liza-Lu ile evlenmesi ne alakaydı. Sütçüdeki kızlardan biriyle evlenebilirdi. Üzüldüm. Bu kitap beni sadece üzdü.