Gönderi

8/10
·455 syf.··
2026 5. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2026 14:58
Açık konuşmak gerekirse yazarı daha önce duymamıştım. Kitapçıda gezerken kitabın adı oldukça ilgimi çekti ve yazarla böyle tanıştık. Kitapta bir kedinin yaşadığı evdeki insanlar ve onların çevrelerindeki kişiler, yaşadıkları olaylar, Meiji dönemi Japonyası, "Batılılaşma" gibi konular ele alınıyor. Bunları bize anlatan anlatıcımız ise kedi. İsmi yok. Hapşuruk Efendi diye kitapta bahsi geçen, İngilizce öğretmenliği yapan bir adamın evinde yaşıyor. Hapşuruk Efendi kitaplar okuyor, hobiler deniyor, mide rahatsızlığı var. Yazarın da mide rahatsızlığı varmış ve İngilizce öğretmenliği yapmış. Hapşuruk Efendi'nin ilham kaynağının yazarın ta kendisi olduğu söyleniyor. Öncelikle şunu söylemeliyim, kesinlikle akıcı bir kitap değil fakat okuma keyfi veren bir kitap. Bazı yerlerde sohbet gereksiz uzatılıyor; kedinin kibri ve gevezeliğinden dolayı mı yoksa yazar bunu kedinin karakterine atamadan kendisi mi yapmış anlamadım. Ele alınan konular ve felsefi yaklaşımlar benim açımdan doyurucu idi, hatta son zamanlarda okuduklarım arasında en çok keyif alarak ve tatmin olmuş hissederek alıntılar yaptığım kitaptı. Özellikle son yüz sayfa oldukça güzel mesajlar aktarılıyor okuyucuya. Kediye üzüldüm. Biraz üstten bakan bir tavra sahip ve tam olarak bir "kedi"; kimseye minnet eylemiyor ama çirkin diye kimselerin onu sevmemesi beni üzdü. Oysa ki komşu kedisi Tekir'in tüyleri ne kadar güzel, edası ne hoştu... Bu da bir nevi insanın ikiyüzlülüğü aslında. Dışını beğenmediğimiz şeyin içiyle ilgilenmiyoruz genel olarak, değil mi? Diğer karakterlerle pek bağ kuramadım niyeyse. Meitei'ye sinir oldum, her şeyle dalga geçiyor. Donay Efendi ve Bilge Poyraz'a negatif bir hissim yok. Donay Efendi'nin evlilik muhabbeti bana anlamsız geldi sadece. Komşu kadının burnunu da ne abarttılar yahu...
Ben Bir KediyimNatsume Soseki · Ötüken Neşriyat · 2025566 okunma
21 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.