Zeynep Aslan Merhabalar size Kelebek Zihinli Çocuk kitabını anlatmaya çalışacağım ama bunun anlatılabilir bir kitap olduğunu sanmıyorum. Hayatımda okuduğum en iyi aile romanlarından biriydi. Okurken bazen kendimden bir şeyler buldum; kalbimi hem eritti hem de parçaladı. Onlarla sinirlendim, onlarla üzüldüm, onlarla sevindim ve bir noktada hikâyenin içindeymişim gibi hissettim.
Hikâye, DEHB hastası Jamie ve dışarıdan çok mükemmel görünen ama öfkesini içine atan Elin üzerine kurulu. İkisinin de annesi ve babası boşanıyor. Elin’in annesiyle Jamie’nin babası birlikte yaşamaya başlıyor. Jamie bir süre annesiyle kalıyor ama annesi onun öfke patlamalarına daha fazla dayanamıyor, nişanlanıp Amerika’ya taşınmaya karar veriyor ve Jamie’yi yanında götürmüyor. Böylece Jamie, Elin’lerin evine taşınmak zorunda kalıyor.
Bu durum Elin için çok zor. Elin düzenli, başarılı, her şeyi kontrol altında tutmaya çalışan biri. Jamie ise tam tersi: dağınık, dikkati çabuk dağılan, öfke nöbetleri geçiren biri. Bu zıtlık aralarında sürekli kavgalara yol açıyor. Jamie’nin içinde aslında çok iyi bir çocuk var ama Elin, öfkesini dışa vurmadığı için içinde büyüttüğü karanlık duygularla yaşıyor. Kendi yazdığı masallarda mükemmel bir prenses olmaya çalışıyor; çünkü hâlâ babasının geri dönmesini ve ailesinin yeniden bir araya gelmesini istiyor. Jamie ve babasının hayatından çıkıp gitmesini diliyor.
Elin’in bir başka sorunu da babasının başka bir kadınla evlenmesi ve Betta adında bir kız kardeşinin olması. Bunu ne görmek ne de kabullenmek istiyor. Tüm bu bastırılmış duygular, Jamie ile olan çatışmaları daha da büyütüyor ve ikisi de birbirlerine büyük haksızlıklar yapıyor.
Sonunda her şeyi patlatan bir olay yaşanıyor ve Elin evden kaçıyor. Ama bu olay, onları ayırmak yerine bir araya getiriyor. Parçalanıp dağılsalar da zamanla yeniden birleşiyorlar. Elin, aslında istediğinin eski ailesi değil; ait hissedebileceği bir yuva olduğunu fark ediyor. Ve Jamie’nin de ona bir aile olabileceğini öğreniyor.