Puan vermedi·128 syf.····Okunma: 09 Şubat 2026 00:08 Kitapta ilgi arayışı, aslında kayıp bir nesneyi yeniden bulma çabası. Çocukken anneyle kurulan o ilk bağın izi mesela. Yetişkin hayatta bir şeye “ilgilenmeye” başladığımızda, farkında olmadan o eski kaybı onarmaya çalışıyoruz. Yani ilgi göstermiyoruz aslında; ilgiyi yeniden yaratmaya çalışıyoruz.
Ben şahsen Freud'un aksine, ilgileniyor olmak için ilgimizi yeterince göstermemiz gerekmiyor diye düşünüyorum. Çünkü asıl ilgiyi biz göstermiyoruz. İlgi bizi buluyor. Ya da biz onu ararken kendimizi buluyoruz.
İlgi dediğim şey, sadece “yeterince” göstermiş olmakla başlamaz. Başlamak için bile önce bir şey seni yakalamalı – bir kanca, bir rahatsızlık, bir arzu, bir eksiklik. Yoksa o “yeterince ilgi göstermek” çabası bile sahte bir çabadan ibaret kalır.
Gerçek ilgi, zorla olmaz. Zorla gösterilen ilgi, eninde sonunda tiksinti üretir. Kendine de karşındakine de. “İlgi, bir nesneye değil, o nesnenin bize vaat ettiği şeye yönelir.” Yani asıl mesele nesne değil, o nesnenin içindeki boşluğu doldurma hayali.