Okurken her sayfada Irene’in ensesindeki o buz gibi şantajcı nefesini bizzat hissediyorsunuz; çünkü yazar, yakalanma korkusunun cezadan çok daha ağır bir yük olduğunu, insanın kendi zihninde kurduğu mahkemenin asla beraat kararı vermediğini ustalıkla işliyor. Benim için bu novella, sadece bir aldatma hikayesi değil; burjuva konforunun sahteliğine sıkışmış bir ruhun, sırf yaşadığını hissetmek için kendi felaketini davet etmesi ve ardından o felaketin altında kalışının acımasız, kısa ama çok etkileyici bir özeti.