"MÖ 2450-2184 döneminde firavunların aşırılıkları Mısır halkını rahatsız eder ve Eski Krallık sona erer."
"Hafre Manetho'ya göre 66, Herodotos'un hesabına göre de 56 yıl hüküm sürmüştür: Her halükarda, tahtı çok uzun bir süre işgal etmiştir. Hafre, Herodotos'tan öğrendiğimize göre, babasıyla "aynı şekilde sürdürmüştür". Hufu gibi, inşaatla o kadar meşgul olmuştur ki, tanrıları ihmal etmiş ve tapınakları açmamıştır. Herodotos, "Mısırlılar Kefren [Hafre]
ve Keops'tan [Hufu] o kadar nefret ettiler ki, adlarını anmak bile istemediler," diye ekler."
"Hafre'nin İkinci Piramit olarak adlandırılan piramidi, Büyük Piramit'ten yalnızca 10 m
daha kısaydı. Ama Hafre bunu ustaca daha yüksek bir zemine inşa ettiği için, sıradan gözlemci İkinci Piramit'in daha yüksek olduğunu sanabilir. Aynı zamanda başka bir gösterişli anıt daha bıraktı: Sfenks; kireçtaşından, gizemli, yarısı aslan yarısı şahin, bir adamın çehresine (herhalde Hafre'nin kendisi ama bu konu hala tartışmalıdır) sahip bir heykel. Muazzam yaratık doğuya bakar. Genellikle bundan "yaşayan kayadan" yapılmış
bir heykel olarak söz edilir, ama bu yalnızca başka yerde yontulup buraya taşınmadığı, zaten yerden yükselen bir kayadan oyulduğu anlamına gelir."
"Ayrıntılı açıklamalar tamamen gereksizdir. Şahin Horus'la özdeşleşirken, aslan da güneşle, dolayısıyla da güneş tanrısı Ra ve Ra'nın ilahi ortağı Amon'la özdeşleşir (bu Ra ile özdeşleştirilen ve bazen de birleşik isimle Amon-Ra olarak bilinen bir tanrıydı). Ruhunuzun ebediyete kadar varolacağı bir yeri koruyan yarı aslan yarı şahin bir heykele sahip olmak, Mısır'ın en güçlü tanrılarının korumasına sahip olma iddiasında bulunmak anlamına geliyordu. Kendi çehrenizi heykele yerleştirmek, kimliklerine sahip olma iddiasında bulunmak demekti. Sfenks, Yunanca bir deformasyondur; özgün Mısırca adı herhalde "şesepanh" veya "yaşayan imge" idi. Olasıdır ki, Hafre tanrısallığının yeni bir kanıtını bulmak zorundaydı, Herodotos 'un da ima ettiği gibi, halka hükümdarı aşırı isteklerinden
gına gelmişti. Gerçekten de, Hafre muazzam bir piramit inşa eden ve halkının enerjisini doyasıya harcayan son firavun oldu. Oğlu Menkure geri çekilip reform yapmak zorunda kaldı."
"Tanrısal gücün sınırlannın keşfi, firavunların kaderinde de giderek artan bir düşüşe neden olmuş gibidir, sanki Menkure'nin kendi sınırlarını kabul etmesi Mısır'ı, bir anarşi batağına sürükleyecek kaygan bir yokuşa yuvarlamıştır. Tanrılar Menkure'nin yönetiminden o kadar hoşnutsuz kalmışlardır ki, ona bir mesaj gönderirler: Menkure hükümdarlığının yedinci yılı
sona ermeden ölecektir. Menkure buna çok bozulur. Mısır yüz elli yıl boyunca
ıstırap çekmeliydi ve iki önceli de bunu anlamışken, o anlamamıştı."
"Gerçekten de Dördüncü Hanedan'a olan tam da buydu. Menkure aniden öldü ve tahtı oğlu Şepseskaf'a bıraktı. Yalnızca dört yıl hüküm süren ve bir piramide bile sahip olamayan Şepseskaf, Sakkara'da, Üçüncü Hanedan'daki öncellerinin yattığı eski mezarlıktaki eski tarzda bir mezara, bir mastaba mezara gömüldü. Dördüncü Hanedan sona ermişti. "
"Beşinci Hanedan'ın birinci firavunu olan Userkaf, Menkure'nin amcasının torunuydu; aynı zamanda Menkure'nin kızı olan ikinci kuşaktan kuzeniyle evlenmişti. Gene de, babadan oğula geçişin kırılmış olması, başka değişiklikleri de ima eder. Userkaf'ın herhalde beş yüz yıl sonrasından, ama Manetho'nun çok çok öncesinden kalma bir papirüs, hanedandaki değişmeyi bir kehanete bağlar; Hufu'ya oğlunun ve torununun hüküm süreceği söylenmişti, ama daha sonra taht, güneş tanrısı Ra'nın Heliopolis'teki ana tapınağının rahibi olan başrahibin üç oğluna geçecekti. Tenleri altın rengi olan bu çocuklara doğumlarında tanrılar bakacaktı. Diğer bir deyişle, güç saraydan tapınaklara doğru kayıyordu. Beşinci
Hanedan firavunları -herhalde dokuz taneydiler ve hepsi de az-çok silikti- çok küçük piramitler inşa ettiler, ama bu yüzyılda güneş tanrısına beş yeni tapınak inşa edildi. Birinci, Userkaf tarafından inşa edildi; güney kenarında Ra'nın kullanımı için bir tekne vardı ve ön tarafta bir dikili taş yükseliyordu, göğe, Ra'nın evine doğru yönelmiş taç bir kule. Dikilitaşın
tepesinde, güneş ışığında minik bir güneş gibi parlayan altından minik bir piramit vardı.
Beşinci Hanedan sırasında, firavun aynı zamanda güneş tanrısıyla daha fazla özdeşleşir oldu. Bir zamanlar Horus ve Osiris olmuştu, şimdi de Ra'nın oğluydu. Bu herhalde onu, babasının sözlerini ona aktaracak olan güneş tanrısının baş rahibinin daha çok denetimi altına sokuyordu."
"Beşinci Hanedan sırasında, ruhun ölümden sonra öbür dünyaya tüm ilerlemesi ilk kez olarak kağıda dökülmüştü. Hanedanın son firavunu Unas, gideceği yere ulaşmasını güvenceye almak üzere duvarlarına ayrıntılı dinsel şarkıların yazıldığı küçük bir piramide gömülmüştü. Bir sonraki hanedanın firavunları için standart mezar odası süsleri haline gelecek olan bu Piramit Metinleri açıkça Unas'ın halkını bıraktığını söylüyordu: 217. Büyü "Ey Ra," diye başlar, "Bu kral Unas sana geliyor, oğlun sana geliyor." Kral Unas'ın Horus ve Osiris'le özdeşleştirilmesinden de laf arasında söz edilir. Ama artık Ra ile göğe yükseleceğine ve "yükseklere çıkacağına," orada "babası yüksek ve uzak Ra'nın bağrında" yaşayacağı olgusuna daha fazla dikkat sarf edilir. Unas halkını terk ettiğinde, anlaşılan bir veliaht bırakınadı ve taht üzerine kısa bir çekişme yaşandı. Tahta çıkan bir sonraki Altıncı Hanedan, kendi tannsallığı hakkında daha da bulanık görüşe sahipti; firavunları sıradan insanlarla evlendi. Bu kraliyet ailesine yeni bir güç katmış ve iktidara geri getirmiş olabilir, ama çok geç olmuştu. Kraliyet ailesine meydan okuyacak yeni kan ardıllıkları ortaya çıkmıştı."
"Bunun sonucunda, Altıncı Hanedan'ın ilk firavunu olan Teti, artık özünde kendi "kraliyet aileleri" olan küçük kalıtsal devletler içeren bir Mısır'da hüküm sürüyordu. Teti de Horus adı olarak "İki ülkeyi uysallaştıran" anlamında, Seheteptavi unvanını aldı. Mısır birliğinin yüzeyinin altına batmış olması gereken kuzey-güney düşmanlığının bu şaşırtıcı geri dönüşü, Mısır'ı etkileyen akımların yalnızca bir ipucudur. Diğerleri, Teti'nin muhafızı tarafından öldürüldüğünü söyleyen Manetho'da görülür; firavunun tanrısallığı bir zamanlar onu dokunulmaz kılmıştı, ama bu çatlamaya başlamıştı. Teti'nin ardılı I. Pepi, kendi haremindeki bir suikast girişimini bastırmak zorunda kalacaktı. Büyük oğlu tahttan indirilmiş ve yerine, güçlü bir saray fraksiyonunun kuklası olduğu anlaşılan altı
yaşındaki II. Pepi geçirilmişti. II. Pepi'ye Mısır tarihindeki en uzun hükümdarlık olan doksan dört yıllık bir hükümdarlık atfedilir. Ama bir istikrar dönemi olacağına, bu firavunun yalnızca adının hüküm sürdüğü bir yüzyıl olarak anılacaktı. Soylular, rahipler ve saray memurları giderek krallığı kendi aralarında bölüştüler. Mısır'ın Eski Krallığının son kralı olan II. Pepi o kadar çok tahtta kaldı, çünkü fiiliyatta çok az gücü vardı.
Sayfa 131 - Hafre, Hufu, Piramit, İkinci Piramit, Sfenks, Ra-Amon, Menkure, Reform, Dördüncü Hanedan, Beşinci Hanedan, Userkaf, Unas, Piramit Metinleri, Altıncı Hanedan, Teti, I. Pepi, II. Pepi, Rahiplerin Krallığı·Kitabı okudu