Su gibi akıp giden, başlayınca "Acaba ne olacak?" sorusuyla elinizden bıraktırmayan sade ve net bir anlatıma sahip bir eser.
Öyle ki dün akşam okumaya başlayıp bugün işte molalar arasında parça parça okuyarak bitirdim bile. Yazarla tanıştığım ilk eseri ve bu, diğer kitaplarını veya çıkacak kitaplarını "Acaba kalemi iyi yazarlardan mıdır?" şeklindeki sorgulamama şimdiden "Gönül rahatlığıyla alabilirim." yönünde güzel bir referans oldu bile. Çünkü çoğu çağdaş yazarın zorlama aforizmalara kaçan, kelimelere ve cümlelere gereksiz takla attıran, okuduğunuzda "Allah aşkına yazar burada ne diyor?" diye kendi dilimize yabancı hissettiren o yorucu dil Mert Ofluoğlu'nda hiç yok ve bu okuyucu açısından çok güzel bir şey. Üslubunu da yer yer mizahi dokunuşlarla taçlandırması da çok güzel, tam ayarında.
Kitaba yeniden dönecek olursak kitabın biraz daha uzun olmasını, karakterlere daha yakından ve derinden şahit olmayı isterdim. Ama bu haliyle de tatmin edici bir uzunlukta.