Puan vermedi·152 syf.····Okunma: 05 Şubat 2026 00:03 Yazar, geçmişle bugün arasında gidip gelen karakterler aracılığıyla, insanın kendine bile itiraf edemediği yönlerini anlatıyor. 21 öykü ve 21 hayattan oluşan bu kitap buram buram biz kokuyor. Bizim insanımız, bizim esnafımız… Hani “bu toprağın sesi” derler ya, ben buna gönül rahatlığıyla bu toprağın öyküleri diyebilirim.
Her bir öykü, kendi başına bir roman olabilecek kadar güçlü karakterler barındırıyor. Okurken sık sık “keşke burada bitmese, biraz daha devam etse” dedirten türden. Biletçi, mezarcı, simitçi, kapıcı, falcı… Göz önünde olmayan 21 meslek, öyle sahici anlatılmış ki; bundan sonra bu mesleklerden birini gördüğümüzde empati kurmadan, o hayatı düşünmeden geçemeyeceğimize eminim.Her öykü ayrı bir dünya sunsa da hepsini birleştiren ortak nokta, insanın kırılganlığı ve kaçamadığı iç hesaplaşmaları. Dil sade ama çarpıcı; okurda iz bırakan, düşündüren bir eser.
Yeni kalemler keşfetmeyi, özellikle yerli yazarlarla tanışmayı çok seviyorum. Bu kitabı anlatırken, yine iyi bir kalem keşfetmenin haklı gururunu yaşıyorum. Çünkü nice iyi yazar, keşfedilmeden kayboluyor. İyi kalemleri bulmuşken, bize düşen biraz da onların elinden tutmak.
Bu kitapta ayrıca çok sevdiğim bir detay daha var: Okuduğum öykülerin gerçek hayatlara ve gerçek mekanlara değinmesi, hatta bu yerlere ait görselleri görebilmek. Sanırım yaşanmışlık hissini bu kadar güçlü kılan şey de tam olarak bu.