·618 syf.····Okunma: 09 Şubat 2026 13:36 Ne zamandır okumak istediğim gözümün korktuğu, elimin gitmediği 620 sayfalık bu kitabı 9. günde ve bana göre müthiş bir hızda bitirdim. Mutlu ve gururlu hissediyorum. Öncelikle bu kitapta herhangi bir olay, aksiyon, hareket yok baştan söyleyim ama ne hikmetse kendini o kadar çabuk okutturdu ki bana anlam veremedim. Kitaba gelecek olursak.. Gonçarov romanı çok yavaş yazmıştır. Yaklaşık 10 yıllık bir süreçte tamamlamıştır. Kitap, Petersburg’da yaşayan soylu bir toprak sahibi olan İlya İlyiç Oblomov’un neredeyse tamamen hareketsiz geçen yaşamını anlatıyor. Romanın aksiyonsuzluğu yazarın bilinçli bir tercihidir.
Gonçarov, klasik romanlardaki “olay örgüsü” yerine bir karakterin iç dünyasını ve alışkanlıklarını anlatmayı hedeflemiş ve bu yüzden romanın büyük kısmı Oblomov’un odasında geçer. Oblomov sürekli planlar yapar ama hiçbirini gerçekleştiremez. Günlerinin büyük kısmını yatağında geçirir. Belki inanamayacaksınız ama kitabın ilk 150 sayfasında Oblomov yatağından kalkmaz. Bundan dolayı da Rusya’da “Oblomovluk” kavramı bugün bile kullanılan bir terime dönüşmüş. Aslında romanın büyük kısmı bir insanın neden hareketsiz kaldığını anlamaya çalışan içsel bir çözümleme gibidir. Oblomov’un tembelliği sadece kişisel bir özellik değildir. Bu durum yetiştirilme biçimi, sınıfsal konumu, korkuları, alışkanlıkları
ile ilgilidir. Özellikle Oblomov‘un Rüyası adlı bölüm kitabın kalbi olarak görülmüştür. Kitapta bolca diyalog olduğu için çok akıcı ilerliyor bazı yerlerde durağanlaşıyor ama çok uzun sürmüyor. Bence gözünüzün korkacağı bir kitap kesinlikle değil. Keyifli okumalar diliyorum.