Gönderi

Puan vermedi·382 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
Düşünün: Bir prens, sarayın adaletli koridorlarında büyümüş, kılıç yerine kalem tutmayı tercih eden biri. Tahtın varisi, ama hayali fetihler değil, adalet. Taht onun hakkı, ama o tahtı değil, barışı istiyor. Sonra bir gece her şey değişiyor. Kapılar kırılıyor, sadakatler yalan oluyor ,her yer kana bulanıyor . Alpagu kaçıyor . Yaralı, yalnız, karanlığın içinde kaybolmuş. Kış onu yutuyor neredeyse; soğuk kemiklerine işliyor . Tam “bitti” dediği anda bir el uzanıyor: Aybars. O el sadece hayatını kurtarmıyor; bambaşka biri haline geliyor .Artık adı Baran. Ve işte o andan sonra kitabı bırakamıyorsun . Baran’ın yolculuğu sadece intikam değil. ihanet edenleri bulacak , kılıçlar konuşacak, savaşlar olacak . Ama asıl savaş içinde. Her dostluk bir risk, her zafer bir kayıp, her adımda “eski Alpagu”dan bir parça daha geride kalıyor. Lara giriyor hikâyeye; sessizce ama güçlü, gözlerinde aynı karanlığı taşıyan biri . Hikayesini merak ediyorsuz ilk anda . Aralarındaki bağ tesadüf değilmiş gibi hissettiriyor, ama yazar bunu yavaş yavaş, sayfaların arasında dillendiriyor . Betimlemeler o kadar canlı ki, kar tanelerinin yüzüne çarpmasını hissediyorsun. Ormanın sessizliğini, ateş başındaki fısıltıları, bir okun havayı yırtışını… Yazar on yıl boyunca bu dünyayı inşa etmiş . Kitabın gelirinin bağışlanıyor olması detayı bile çok güzel bir amaç . Peki siz ihanete uğrasaydınız , gölgelerinizden yeniden doğabilir miydiniz ? Alpagu için , kitabı bitirdiğinizde bunun cevabı gelmiyor . Ben de yazara soruyorum : Devamı ne zaman? Eğer karanlıkta yürümekten korkmuyorsan, bu kitap en iyi yol arkadaşı olabilir.
Alpagu: Gölgeden DoğanUfuk Sarıoğlu · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20256 okunma
·
34 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.