İnanılmaz keyif aldığım bir tiyatro önerisiyle geldim. Umuyorum kendi şehrinize geliyor mu diye bir göz atarsınız. Kitap bağlamında girip çıktığım bu uygulamaya tiyatroyu taşımak neden daha önce aklıma gelmedi bilmiyorum. Bu akşam benim için çok kıymetli bir sanatçı olan Özge Arslan'nın Nokta isimli tiyatrosunu izledim.
Ana karakterimiz Nokta, çok bilgili ve kadınların kolektif acısını içinde taşıyan dirençli, Karadenizli bir kadın. Bize birbirinden farklı dönem, koşullar ve coğrafyalarda yaşamış kadınların deneyimlerini aktararak sistem eleştirisi sunuyor.
Bedeni parçalanmış Saarje, kızının berdel evliliği yapmasına göz yumarak kendisiyle aynı acıyı yaşatan Sipi, tiyatrodan ve hayatından zorla koparılan Afife Jale, kocası bir hayvanı suistimal ettiği için cinayet suçu işleyen Ulya... Bu oyunda mağdur olanla mağdur edilenin birbirine karıştığı düzen sorgulanıyor. Bir yandan da Nokta o kadar hicivli birisi ki, bizler seyirci olarak kah ağladık kah güldük. Nokta Ana hikayeden hikayeye geçerken bizi de duygudan duyguya taşıdı anlayacağınız.
Sahnenin dekoru, Özge Arslan'ın senkretik sesi, ışık ve kostüm kullanımı şahaneydi. Kendisi bu oyunun yönetmeni, yazarı, oyuncusu, müzik tasarımcısı ve bestecisi kısacası her şeyi. 10 parmağında 20 marifet olan çok yetenekli bir kadın olduğu için her şeyini öveceğim evet:))
Konuyu son olarak kendisinden dinleyelim isterseniz:
"Bu oyun sistemli kötülüğün sahnedeki tezahürü ve bu tezahür Nokta’nın hicivi ile düşündüren bir komediye dönüşüyor. İnsanlığın üzerine sıfatlanmış korkunç bir kötülük var bunu hepimiz biliyoruz. Bu bilgi bana hep ağır gelmiştir ve yazmaya, söylemeye itmiştir. O sebeple de, hayvanlara, doğaya, kendinden güçsüz olduğunu düşündüğü her varlığa şiddet şovu yapan herkes için bir ağıt yakma töreni bu oyun.
Konuyu sadece bir kadın meselesi ve kadın mağduriyeti gibi bir yerden okumak çok tercihim değil. Hayatın kendisi gibi hem neşe ile hem hüzün ile katışık eş zamanlı hislere gebe kalıyoruz oyun süresince. Seyircinin ağlarken gülüp gülerken ağladığını görmek tam olarak amaçladığım şeyi karşılıyor. Çünkü bu zıt hislerin aynı anda hepimizde oyun boyunca zuhur olması, tam olarak zıtlıkların birliği tam olarak diyalektik. Oyunun ilk cümlesi Pençe-i al-i abâ ve tüm oyun buradaki derin felsefeyi anlatıyor."
Bu yetmedi daha detaylı olsaydı diyenler, Nil Has'ın gerçekleştirdiği söyleşiye göz atabilirsiniz:
sanatokur.com/nokta-oyunu-uze...