Kitap bitti ama bende bittim. Gerçekten harika bir romandı. Sayfa sayısı olarak standartlardan daha uzun ama resmen akıp gidiyor. Kitabın içine öyle bir giriyorsunuz ki sanki ana karakter biz oluyoruz.
Çok sığ bir insan olan Nicholas'ın hayatının bir kısmına eşlik ediyoruz. Hayata bakışı boş, kadınlara karşı tavrı kötü olan karakterimiz alt katında yaşayan Alison ile tanışıp görüşmeye başlıyor. Sevgili olmuyor ama bir yanda da birlikte bir süre geçiyorlar ve sonra Alison hostes oluyor, Nicholas da Yunanistan'a ingilizce öğretmeni olarak gidiyor. İşte asıl macera burda başlıyor. Adada yaşayan zengin bir adamla tanışıyor ve haftasonları onda kalıp arkadaş oluyorlar. Ama arkadaş oluyorlar mı gerçekten ? Daha fazlasını anlatmak istemiyorum çünkü okumalısınız.
Kitapta gerçek mi kurgu mu her şey karışıyor. Okurken sürekli şuan olanlar gerçek mi diye sorguluyorsunuz ? Özgür irade gerçekten var mı ? Hayatınızın bir dönemi okumanız gerektiğini düşünüyorum.
-Spoiler-
Açıkçası ben yapılan bu deneyi hiç etik bulmadım. Nicholas iyi biri değildi ama neye göre kime göre iyi birisi değildi. Rızası dışında yapılan bu manipülasyon çok ağırdı. Ayrıca ölüm haberi vermek daha da beterdi. Dahil olmadığı zamanlarda da adamı gelip buluyorlardı. Böyle bir şeyi kesinlikle etikmve doğru bulmadım. Polise gitmek istediği zaman, git bir şey olmaz denmesi günümüzde zenginlerin istediğini neden yaptığını tam olarak açıklıyor. Paranın ego ve güç getirmesi sonucunda dokunulmaz olduklarını düşünüyorlar. Bir insanın hayatının gerçeklik algısını yok edecek bir prodüksiyon kuracak güçte bir adam, zengin ve imkanları sayesinde dokunulmaz... Harika bir kitap, psikoloji, özgürlük, zenginlik gibi değerleri kitabın içine çekerek düşündürüyor sizi.
-Spoiler-