Fatih Harbiye, yalnızca bir aşk ya da kararsızlık hikâyesi değil; iki semt üzerinden iki ayrı insan tipini ve iki farklı zihniyeti karşı karşıya getiren güçlü bir fikir romanıdır. Fatih, geleneğin, köklü değerlerin ve Doğu’ya yaslanan bir yaşam biçiminin temsilcisiyken; Harbiye, Batı’nın cazibesini, modernliği ve yüzeyde parlayan yeni hayatları simgeler. Bu iki semt aslında bir şehrin değil, bir insanın içindeki bölünmüşlüğün haritasıdır.
Romanın merkezindeki Neriman, bu iki dünya arasında sıkışmış bir karakterdir. Fatih’te büyümüş ama Harbiye’nin ışıklarına kapılmıştır. Şinasi ile Macit arasındaki tercih, bir erkekten çok daha fazlasını temsil eder: biri sadeliği, emeği ve geleneği; diğeri gösterişi, konforu ve batılı hayatı. Peyami Safa, Neriman’ın gelgitleri üzerinden Batılılaşmanın yalnızca dış görünüşle taklit edildiğinde nasıl bir boşluk yarattığını ustalıkla gösterir. Burada eleştiri sert ama öğreticidir; yazar yargılamaz, düşündürür.
Fatih Harbiye’nin asıl gücü, “Doğu mu Batı mı?” sorusunu keskin bir tercih dayatmasıyla değil, bir denge arayışıyla sunmasında yatar. Peyami Safa, körü körüne bir Batı hayranlığının insanı köksüzleştireceğini vurgularken, geleneğin de sorgulanmadan yaşanmaması gerektiğini hissettirir. Bu yönüyle eser, dönemin ruhunu aşan, bugün bile geçerliliğini koruyan bir kimlik sorgulamasıdır. İki semt, iki insan, iki düşünce… ve sonunda okuru kendi içindeki Fatih ile Harbiye’yi düşünmeye zorlayan güçlü bir roman.
Peyami SafaFatih Harbiye
Fatih HarbiyePeyami Safa · Ötüken Yayınları · 199957,1bin okunma