Gönderi

1990'lı Yıllarda Azerbaycan
Puan vermedi·302 syf.··
2022 83. kitabı
Azerbaycan Türk'ü, Novruz Hasan Bozalganlı Türki'yeye iltica etmiş bir albaydır. 90 li yılların en kaotik donemlerini, Azerbaycan’ın yalnızca Ermenistan’la yürüttüğü Karabağ savaşıyla değil, aynı zamanda büyük güçlerin gölgesinde verilen bir egemenlik mücadelesiyle kuşatıldığını çarpıcı bir siyasal çözümleme diliyle ortaya koyar. Bozalganlı’ya göre Azerbaycan’ın askeri yenilgilerinin arkasında sadece cephedeki zayıflıklar değil; Rusya’nın doğrudan ve dolaylı müdahaleleriyle şekillenen bir “kontrollü kaos” politikası vardır. Sovyet sonrası dönemde Moskova, Azerbaycan’ı tam bağımsız bir Türk devleti olarak güçlenmiş görmek istememiş; bu nedenle hem Ermenistan’ı askeri olarak desteklemiş hem de Bakü’deki siyasi istikrarsızlığı bilinçli biçimde körüklemiştir. Kitabın merkezinde yer alan figürlerden biri Ebulfeyz Elçibey’dir. Bozalganlı, Elçibey’i Türk dünyasıyla bütünleşmeyi hedefleyen, Rus nüfuzunu kırmaya çalışan idealist bir lider olarak sunar. Oyleki yazar Elçibeyin anayasada yaptığı ilk degisikligin Azerbaycan halkinin Türk, dilinin Türkçe olduğu ile ilgili olduğunu söyler. Ancak bu idealizmin, sert jeopolitik gerçeklik karşısında korunaksız kaldığını vurgular. Yazar Rusya yanlısı askeri ve siyasi unsurların iç ayaklanmalar yoluyla Elçibey’i devirmesi, Rus Yanlısı eski KGB generali Haydar Aliyev'in iktidara getirilmesini açık bir “post-emperyal darbe” olarak yorumlar. Bu süreçte Azerbaycan ordusunun bilinçli biçimde zayıflatıldığı, cephe gerisinde sabotajların yürütüldüğü ve savaşın kaderinin masada belirlendiği fikri güçlü biçimde işlenir. Yazar Elçibey sonrası Aliyev'in anayasada yaptigi ilk degisikligin isi ülke halkı Azeri, dili Azerbaycancadir diye degistirdigine değinir. Bozalganlı’nın en sert eleştirilerinden biri Türkiye’ye yöneliktir. Özellikle dönemin siyasi iradesinin Azerbaycan’a stratejik ve askeri destek vermekten kaçınmasını tarihsel bir kırılma noktası olarak görür. Ona göre Ankara, Batı dengeleri ve Rusya’yla ilişkiler uğruna Türk dünyasının en kritik mücadelesinde Bakü’yü fiilen yalnız bırakmıştır.Turkiye orta asya ve Türk cumhuriyetleri ile köprü olacak Azerbaycani yalnız birakmistir. Elçibey, Türkiye'den destek alamamistir. Örneğin sınırda yaralanan askerleri hastanelere taşımak için Türkiye'den bir helikopter ister. Hatta Rusya ile sorun yaşamak istemiyorsaniz helikopteri boyayip verin, helikopteri savaşta değil sadece yaralı taşımakta kullanacagiz der. Donemin başbakanı Demirel bu teklifi reddeder. Oysa dönemin Cumhurbaskani Özal'ın bir gece Türk uçakları Azerbaycan semalarında görünebilir sozunun bile Ermenilerin saldirilarini 3-4 gün durdurmalarini sagladigini. Özal'ın bu aciklamasina cevaben Demirel'in, bu adam bizi koskoca Rusya ile karşı karsiya getirmek, Rusaya ile iliskilerimizi bozmak mi istiyor böyle bir müdahale mümkün değildir minvalinde ki beyanindan sonra Ermeniler saldirilarina yeniden baslamislardir. Bu pasif tutum, yalnızca Karabağ’ın kaybına değil, Azerbaycan’ın uzun yıllar Moskova etkisine yeniden girmesine de zemin hazırlamıştır. Yazar, “kardeşlik söylemi” ile reel politika arasındaki uçurumu kitabın temel trajedilerinden biri olarak sunar. Eserde ayrıca Alparslan Türkeş’in öncülüğünde Azerbaycan’a giden ülkücü gönüllülerin mücadelesi dramatik bir boyut kazanır. Bozalganlı, bu birliklerin samimi bir Türk dayanışmasıyla cepheye koştuğunu; ancak hem Azerbaycan’daki siyasi karmaşa hem de Türkiye’den gelen resmi destek eksikliği nedeniyle etkisiz bırakıldığını aktarır.Cephede Ermenileri şok baskınlar yaparak afallatan ülkücü birlikler, Haydar Aliyev tarafından ya ülkeyi terketmeleri yada tutuklanacaklari ilanı ile Türkiye'ye dönmek zorunda birakilmistur. Ülkücü komandolarin lojistiksiz, silahsız ve komutasız biçimde olmaları, Turkiyeden siyasi destek alamamalari, bu gönüllü birliklerin kalicigini olumsuz etkilemistir. Alparslan Türkeş İlk gidenlerin 100 kişiden oluştuğu, ama eğer müsade edilseydi 1000lerce Türk gencinin yardıma kosacagini beyan eder. Bu tablo, Azerbaycan’ın yalnız bırakılışının sembolü hâline gelir. Elçibey in yonetimden darbe ile indirilip Haydar Aliyevin iktadara getirilmesinden hemen sonra, ülkücü gönüllü grubun Azerbaycani terketmesini, aksi halde tutuklanacaklarini söylemiştir. Sonuç olarak Şah Mat, Azerbaycan’ın yenilgisini sadece askeri bir başarısızlık olarak değil; büyük güçlerin satranç tahtasında yürüttüğü bir kuşatma operasyonu olarak okur. Rusya’nın hamleleri “şah”, yerli işbirlikçiler “vezir”, yalnız bırakılan halk ise oyundan düşürülen “piyonlar” gibidir. Bozalganlı’nın temel tezi nettir: Azerbaycan Karabağ’ı cephede değil, diplomaside ve ihanetle kaybetmiştir. Kitap, Türk dünyasının parçalı duruşunun nasıl stratejik felaketlere yol açtığını gösteren güçlü bir tarihsel uyarı niteliği taşır.
Şah-MatNovruz Hasan Bozalganlı · Elips Kitap · 20058 okunma
·
26 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.