Azerbaycan Türk'ü, Novruz Hasan Bozalganlı Türki'yeye iltica etmiş bir albaydır. 90 li yılların en kaotik donemlerini, Azerbaycan’ın yalnızca Ermenistan’la yürüttüğü Karabağ savaşıyla değil, aynı zamanda büyük güçlerin gölgesinde verilen bir egemenlik mücadelesiyle kuşatıldığını çarpıcı bir siyasal çözümleme diliyle ortaya koyar.
Bozalganlı’ya göre Azerbaycan’ın askeri yenilgilerinin arkasında sadece cephedeki zayıflıklar değil; Rusya’nın doğrudan ve dolaylı müdahaleleriyle şekillenen bir “kontrollü kaos” politikası vardır. Sovyet sonrası dönemde Moskova, Azerbaycan’ı tam bağımsız bir Türk devleti olarak güçlenmiş görmek istememiş; bu nedenle hem Ermenistan’ı askeri olarak desteklemiş hem de Bakü’deki siyasi istikrarsızlığı bilinçli biçimde körüklemiştir.
Kitabın merkezinde yer alan figürlerden biri Ebulfeyz Elçibey’dir. Bozalganlı, Elçibey’i Türk dünyasıyla bütünleşmeyi hedefleyen, Rus nüfuzunu kırmaya çalışan idealist bir lider olarak sunar. Oyleki yazar Elçibeyin anayasada yaptığı ilk degisikligin Azerbaycan halkinin Türk, dilinin Türkçe olduğu ile ilgili olduğunu söyler. Ancak bu idealizmin, sert jeopolitik gerçeklik karşısında korunaksız kaldığını vurgular. Yazar Rusya yanlısı askeri ve siyasi unsurların iç ayaklanmalar yoluyla Elçibey’i devirmesi, Rus Yanlısı eski KGB generali Haydar Aliyev'in iktidara getirilmesini açık bir “post-emperyal darbe” olarak yorumlar. Bu süreçte Azerbaycan ordusunun bilinçli biçimde zayıflatıldığı, cephe gerisinde sabotajların yürütüldüğü ve savaşın kaderinin masada belirlendiği fikri güçlü biçimde işlenir. Yazar Elçibey sonrası Aliyev'in anayasada yaptigi ilk degisikligin isi ülke halkı Azeri, dili Azerbaycancadir diye degistirdigine değinir.
Bozalganlı’nın en sert eleştirilerinden biri Türkiye’ye yöneliktir. Özellikle dönemin