10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Kitabı okurken kendimi ve günümüz Dünyası’nı sürekli olarak sorguladım. Öyleki çocuk kitabı olarak geçse de bana kalırsa yetişkinler için de çok önemli bir kitap. Modern toplumun insanı nasıl bireyselleştirdiğini ve robotlaştırdığını masalsı bir dille yansıtıyor. Kitabımız yerli halkın, eski bir tiyatro harabesinde nereden ve nasıl geldiği belirsiz küçük bir kızla karşılaşmasıyla başlıyor. Momo kimsesi olmayan ve tiyatro harabesinde yaşayan bir çocuktur. Çok kısa sürede etrafındaki insanlarla güzel ilişkiler kurmuş ve çok sevilen biri olmuştur. En yakın dostları ise Turist rehberi Gigi ve Çöpçü Beppo’dur, ikisi çok zıt karakterler olsa da dostluklarının önüne geçemeyecektir. Momo’nun en önemli özelliklerinden biri çok iyi bir dinleyici olmasıdır, insanlar düzenli olarak Momo’ ya gider olmuştur hatta kavga edenler bile onun yanına giderek sorunlarını çözer. Zamanla o gün Momo’yla konuşmayan biri olursa “Git bir Momo’ya uğra.” sözü yaygınlaşır. Momo karakteriyle bize kitapta eleştirilen sistemin acı bir sonucu olarak unutulan dostluk ve dinlemek kavramları hatırlatılır. Sonrasında Zaman Tasarruf Şirketi adı altında duman adamlar ortaya çıkacaktır. Duman adamlar insanların zamanlarını çalar hem de bunu öyle bir şekilde yapıyorlarki insanlar, kendilerini bu şekilde çok karlı ve şanslı hissederek gönüllü bir şekilde yapar oluyorlar. Artık sevdiklerimize zaman ayırmak, ailemizle olmak, oyun oynamak, hayal kurmak, kitap okumak, sosyalleşmek hepsi zaman kaybı ve boş iş! İnsanlar sadece işlerini (işlerini sevmelerinin de hiçbir değeri yok) yapacak onu da en hızlı şekilde. Her şey çok hızlı yemek yemek gibi en temel ihtiyaçlarda dahil. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi değildir: İnsanlar son derece sinirli ve huzursuz her şeye koştur koştur giden robotlar gibidir ve birbirleriyle kavga eder olmuştur. Bu düzende insanı insan gibi hissettiren hiçbir şeye yer yok neredeyse. Peki zamanı iyi kullanmak gerçekten bu mu? İnsanlar zamandan tasarruf edeyim derken kendi kendilerini tüketir hale gelmiştir. “Oysa zaman yaşamın kendisiydi. Ve yaşamın yeri yürekti.” Bu saçma düzeni en derinden hissedenler ise çocuklar oluyor. Artık anne babalarının onlara ayıracak zamanı yok, oyun oynamak zaten gereksiz bir şeydi ve modern yaşamda bu çok doğaldı! Düzene karşı çıkanlar ise elbette cezalandırılıyordu. Zamanla çocukların da başıboş kalmaması için çocuk depoları (kreşler) ortaya çıkıyor. Ama nasıl? Burada çocukların öğrendiği oyunların asıl amacı yararlı bir şeye hizmet etmesi oluyor. Dolayısıyla hayal kurmak, heyecanlanmak unutuluyor ve çocuklar da sistemden payına düşeni alıyor. “Çocuklar geleceğin insan hamamdesidir. Gelecek ise elektronik beyinlerin ve uzay araçlarının çağıdır. Bütün bu makineleri kullanmak için bir teknisyen ve uzman kadrosuna gereksinim olacaktır. Çocuklarımızı bu yarının Dünya’sı için yetiştirmek yerine, onların yıllarca, bir sürü değerli zamanını yararsız oyunlarla ziyan etmesine göz yumuyoruz. Bu, uygarlığımız için büyük bir ayıp ve gelecek kuşaklara karşı da bir suçtur!” Kitapta değinilen bir diğer şeyse oyuncaklardı. Bu oyuncaklar bir çubuğun ucunda daire gibi dönen uzay roketi, robot bebek gibi tüm ayrıntılarının düşünülmüş olduğu hayal gücüne alan açmayan kapalı uçlu oyuncaklardı. Oysa en güzel oyunlar Momo’nun yanında az eşya ve hayal gücüyle oynanırdı. Kitabın devamında ise Momo öncülüğünde insanların zamanını kurtarmak için duman adamlarla yapılan mücadeleler anlatılır. Çok çok beğendiğim kalbime dokunan bir kitap oldu. Çocuklarla birlikte yatişkinlerin de mutlaka okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,3bin okunma
·
41 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.