Ben kitapları temiz okuyamıyorum. Baştan söyleyeyim.
Sayfalarım tertipli kalmaz.
Dümdüz, dokunulmamış, pırıl pırıl olmaz.
Çünkü ben okurken yaşarım biraz.
Mesela bazıları var…
Elinde fosforlu kalemle okur.
Sarı, pembe, yeşil…
Kitap değil, sanat eseri gibi olur.Resmen katliam
Saygım var ama ben yapamam.
Elim gitmez. Vicdanım el vermez. 🙈
Bazıları da ayraçlı.
Hep hazırdır.
Çantasında mutlaka vardır.
Kaybolmaz, kırışmaz, şaşmaz.
Onlar hayatta da planlıdır bence.
Ben değilim.
Ben ne yapıyorum?
Kurşun kalemle çizerim.
Usul usul.
Kimse duymasın ister gibi.
Altını çizerim.
Yanına kalp koyarım.
Bazen “of” yazarım.
Bazen “ah be”.
Ayraç mı?
O an ne bulduysam.
Kahve peçetesi.
Market fişi.
Gazete köşesi.
Bulmaca kağıdı.
Arkadaş notu.
Bazen de hiçbir şey…Ben kitabı biraz dağıtarak severim.
Biraz iz bırakarak.
Biraz kendimi katarak.
Çünkü yıllar sonra açınca,
sadece cümleyi değil,
eski beni de görmek isterim.
“Burada çok kırılmışım.”
“Burada umutlanmışım.”
“Burada aşıkmışım belli.”
Kitaplar benim için raf süsü değil.
Hatıra.
Bir gün açıp:
“Ah… ben burada ne hissetmişim”
diyebilmek.