Gönderi

Yaşayan Bir Roman Karakteri: Martin Eden
10/10
·517 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Jack London ölümsüz bir karakter yaratmış. Edebiyatla biraz olsun ilgilenen herkes kendinden bir parça bulacaktır bu genç adamda. Martin varoşta kendi sınıfından insanlarla beraber mutlu bir hayat yaşamaktadır . Etrafında onu sadece Martin Eden olduğu için seven insanlar vardır. Yapmacık ilişkiler ve formalite sohbetler yoktur. Kendi sınıfında maddi bir yoksulluk çekiyor olsa da aslında farkında olmadığı manevi bir zenginliğe sahiptir. Sahip olunmayan şeylere karşı duyulan bir arzu vardır işçi sınıfında ve bu arzu onları hayatta tutar. Takım elbiseli, fötr şapkalı adamlara ve ütülü güzel elbiseler içindeki kadınlara karşı hem bir hayranlık duyulur hem de kıskanmaktan doğan ince bir nefret beslenir. Bir komplekse sahiptir bu yüzden işçi sınıfı. Hem sevgiyi hem de nefreti aynı anda duyumsar burjuvaya. Ulaşamayacak olmanın haseti ve ulaşmaya duyulan arzu. Martin Eden başına gelebilecek en talihsiz şeyi yaşar ve burjuva sınıfından birine aşık olur. Bu aşk başta sadece bir kıza duyduğu çekimden ibaret değildir; onu asıl çeken şey kendisine itiraf edemezse de burjuva sınıfıdır. Martin o sınıfa dahil olmayı ister. Onlar gibi giyinmeyi, onlar gibi konuşmayı, onlar gibi yemek yemeyi... Martin onlar gibi olmak için her şeyini ortaya koyar. Deliler gibi okumaya başlar dil bilgisini öğrenir, genel kültürünü geliştirir... Ama kültürel farklarını kapatmaya başlasa da asıl sınıf farkına sebep olan şeye sahip değildir: Para. Martin çareyi yazmakta arar. Deliler gibi yazmaya başlar. Günde sadece birkaç saat uyur. Başka bir işte çalışmayı red eder. Kıt kanaat geçinir, açlık çeker. Ne yazık ki yazdıklarının karşılığında bir şey alamaz. Müsvedeleri gönderdiği dergiler ona yazılarını aynı şekilde iade eder, çoğu adam akıllı bir red mektubu bile yazmakla uğraşmaz. Martin ise pes etmeye niyetli değildir. Hırsı gün geçtikçe büyür. Martin'in yaşadığı şey aslında bir Salieri kompleksi gibidir. Burjuva sınıfını başlarda çok kıskanır. Nefret etse de o sınıftan birine aşıktır. Ruth onun burjuva sınıfına duyduğu gizli arzusunun bir temsilidir aynı zamanda. Martin bilgisiz olduğu zamanlarda o güzel giyimli adamların her şeyi bildiğini sanır. Bunu romanda zaman zaman dile getirir. Ama o okumaya başladığında ve asıl gerçekleri gördüğünde bu büyülü durum ortadan kalkar. Hatta martin onları geçer, fikirlerini eleştirebilecek seviyeye gelir. Burjuvazinin ilüzyonu ortadan kalkmıştır. Büyük paralar harcayıp okuyan bu adamlar dünyaya at gözlükleriyle bakar ve kendi sınıfları dışındaki hayatın çok da farkında değillerdir. Engeller bitmek bilmez ama. Parasızlık peşini bırakmaz. Açlık acı çektirir. Takım elbisesini ve bisikletini defalarca rehin dükkanına bırakması gerekir. İnadı kırılmaz. Bir işe girip çalışmayı red eder. Burjuva sınıfı iter onu. Biricik aşkı Ruth onu terk eder. Martin büyük bir boşluğa düşer. Jack London karakterinin gelişimini ince ince örer. Romanı yavaş yavaş bir adamın o katarsis anına doğru ilerler. Martin'in yazıları yavaş yavaş kabul görür. Önceden yazdığı bir metni arkadaşının tavsiyesiyle yayınevlerine gönderir. Birkaç red aldıktan sonra bir yayın evi kitabı basabileceklerini söyler. Kitap beklenmedik bir başarı yakalar. Martin Eden adı edebiyat dünyasında duyulmaya başlar. Yazılarını red eden dergiler ona makale siparişleri verir. Yazdığı her şeyi yayınlamaya başlar Martin ve büyük bir paranın sahibi olur. Burjuva sınıfı onun için baş köşede bir yer açar. Çünkü para o sınıf için her şeydir ve paralı bir adamın orda her zaman yeri vardır. Yazar Martin'in bu olanlar karşısında duyduğu iğrenmeyi çok iyi aktarır. Burjuvazinin iki yüzlülüğü mide bulandırıcıdır. Açlıktan kıvranırken ona sırt çeviren insanlar şimdi her şeye sahipken onu sürekli yemeklere davet ederler. Başta bunun tadını çıkarmak ve iki yüzlülüklerini daha da yakından görmek isteyen martin teklifleri kabul eder. Ama gördüğü şeyler onu bıktırır. İnsanların yüzünü görmeye tahammül edemez. Başarıya duyduğu arzu adeta bir zehir gibi Martin'in kanında dolaşıyordu. Ama başarı geldiğinde bir panzehir etkisi yaratmadı. Martin daha çok zehirlendi. İnsanoğlunun çirkin tarafları, evrenin sırları, para... Martin her şeyi görmüştü. Her şeyi biliyordu. Tek bir satır daha yazmak istemiyordu. Devam etmek için insana yardım eden şeyler onun için etkisini yitirmişti. Büyü bozulmuştu. Sihirbazın iplerinin farkındaydı artık ve gösterinin kalanını izlemek işkence gibi geliyordu. Roman bittiğinde Martin Eden hemen terk etmiyor insanın zihnini. Umulmadık bir anda beliriveriyor bazen. Hal hatır soruyor. vefalı bir adam ne de olsa. Gerçekten ölümsüz bir karakter...
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,8bin okunma
·
101 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.