10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 35. kitabı
Kürk Mantolu Madonna’yı okuduğumda sadece bir aşk hikâyesi değil, insanın içindeki yalnızlığı anlatan çok duygusal bir roman okuduğumu hissettim. Başta Raif Efendi’yi tanıyoruz. İş yerinde kimsenin önemsemediği, sessiz, kendi halinde bir adam. Herkes ona bağırıyor, eziyor ama o hiç karşılık vermiyor. İlk başta ben de ona biraz sinir oldum, neden kendini savunmuyor diye düşündüm. Ama defterini okumaya başlayınca aslında göründüğü gibi biri olmadığını anladım. Gençliğinde Almanya’ya gidiyor ve orada bir sergide “Kürk Mantolu Madonna” adlı tabloyu görüyor. Tablodaki kadından çok etkileniyor. Sonra bu kadının Maria Puder olduğunu öğreniyor ve tanışıyorlar. Maria çok güçlü, özgür ruhlu ve kimseye bağlı yaşamak istemeyen bir kadın. Onun karakterini çok sevdim çünkü kendi ayakları üzerinde duruyor.Raif ve Maria’nın ilişkisi hemen başlamıyor; önce arkadaş oluyorlar, uzun uzun konuşuyorlar, birbirlerini anlamaya çalışıyorlar. Bu yüzden aşkları bana daha gerçek ve samimi geldi. İkisi de aslında çok yalnız insanlar ve birbirlerinde huzur buluyorlar. Beraber oldukları bölümleri okurken gerçekten mutlu oldum. Ama Raif’in Türkiye’ye dönmesi gerekiyor ve mektuplaşmaya başlıyorlar. Sonra bir süre mektuplar kesiliyor. Raif, Maria’nın onu unuttuğunu sanıyor. Oysa aslında yanlış anlaşılmalar oluyor. En sonunda Maria’nın hastalanıp öldüğünü öğreniyoruz. Bu kısım beni en çok etkileyen yerdi çünkü birbirlerini çok seviyorlar ama kavuşamıyorlar. Raif de bu acıyla bütün hayatını sessizce geçiriyor. O yüzden baştaki o durgun ve içine kapanık halinin sebebini anlıyoruz. Kitap bittiğinde içimde buruk bir his kaldı. Bana şunu düşündürdü: Bazen en derin aşklar bile mutlu sonla bitmiyor ve en sessiz insanlar aslında en çok acıyı yaşayanlar oluyor..
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,1bin okunma
·
104 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.