Bugün kardeşimi havalimanına bıraktığınızda biraz uzun süren yolculukta baya eski şarkılardan açıp çocukluğumuza dönmüştük. Sessizlik bu şekilde sohbetlere ve kahkalara dönüştü. Çünkü o şarkıları söylerken ki hallerimiz ve o şarkıların bazen hep dinlenmesi komikti.
Birinde "Baba yurtdışındayken annenin en çok dinlediği parça geliyor, bakalım kimler hatırlıyor? Sakın ağlayayım deme, bu sefer yanında sarılarak dinle. ((:"
"Bu ablayla benim şarkım."
"Teyzenin en sevdiklerinden."
"Bu amcaya."
"Bu kardeşlerin saçını kirpi yapıp havalı olduğunu düşünerek söylediği şarkı."
"Aşkın ne olduğunu bilmezken bile acısını öğreten şarkılara geçiyoruz."
"İstek parça varsa şarkı bitimlerine yakın söylenebilir."
...
"Ben de mutsuz ve modsuzluk son sayılmaz arkadaşlar, hadi sizi derinlerden biraz alayım. Eğlence moduyla sonlandırıyoruz."
Sonra baktım bazı şarkıların varlığını bile unutmuşum. Sonra cidden derinden aşk acısı şarkıları vardı ama günümüzde o kadar etkileyici ve zarif acılar bile yokmuş yani: zarif ve derin sevgiler de yok. Ayrılık sonrası güzelce laf sokacak türden bile yok. Şarkılardan duygular silinmiş sadece anlamsız, boş ya da gereksiz kafiyeli satırlara dönüşmüş.
Müziklerinin ritmi ya da birden fazla kullandıkları o müzik aletleri o kadar güzel ve iyi geldi ki günümüzün müziklerini bile sorguladım yani.
İnsanlık kalitesizliğinden aşırı etkilenmiş olmasına üzüldüm. Eskiden pek yabancı tercih etmezdim ama 18' li yıllardan sonra en çok yabancı (klasiklerde dahil) dinliyordum. En azından onlar hala işlerine önem veya değer verip güzel parçalar çıkarıyor.
Genel olarak her türde dinlerim ve farklı dillerde dinlemeyi de çok seviyorum. Şarkıları önemserim. Cimrilik yaparım o yüzden. (: Özellikle az dinlenenlerde hem dinlenmesini hem de dinlenmemesini isterdim.
Sesli açarken merak ettiklerinde sevmiyorsam "Şarkımı senle paylaşacağım yakınlıkta değilsin. Kendin bulursan bul ama kolaylık sağlamayacağım." derdim yani. Ya da anında durdururdum veya şarkı başından anladığımda değiştirirdim. O yüzden çoğu zaman ortamda şarkı açmak isteyen olmayı reddederdim.
Her duygunun şarkısı olduğu gibi her insanı da anlatan en az bir şarkı vardır. Kendime seçtiğim üç tane vardı mesela ama çoktan beri pek dinlemediğim için ben bile unuttum. Bir de her ay liste yenilerdim ama sıklık azalınca bunu da yapmadım.
Emek ya da çaba verilmemiş neredeyse her şey berbat ve değersiz. Ben o şarkıları özenle dinleyip seçerdim, arardım yani. Saatler sürerdi. Niye paylaşayım bir de genel olarak sevmediklerimle?
☆ Şeffaflığımın kaldırılacağı yerlerde niyetim ve hislerim cinsiyet farkı olmadan söylendiği için o sözlerle incinmiyorlar. Açıkça "Seni hiç sevmedim. O yüzden benle iletişimini sınırlı tutarsan sevinirim." veya "Milletin yüzüne değil arkasından konuştuğun için iş de olsa veya standart iş arkadaşı olsak da mesafe ve sınır iyidir. O yüzden o sohbetlere beni katmaya çalışmayın. Önümde ne döndüğünü bildiğim gibi arkamda da ne döndüğünü biliyorum maalesef. Yüzüme konuşacak kalitede olduğunuzda dinlemek için buradayım. ((:" dediğim olmuştur. İş ortamlarında önceliği dedikodu yapmaları mide bulandırıcı. O eforu işin kalitesine harca mesela. Ya da tam iş yapmaya? Ya da biraz kendini öncelik haline getir de kendi ağzından biraz seni duyalım? Bu alt ya da üst ilişkisi fark etmeksizin öyle. Kademe değil, tavırları nasıl davranacağımı belirler. Bu her alanda uyguladığım bir şey. Aile, arkadaş fark etmiyor. Sonuçta orada uzun vakit geçiriyorum rahat, huzurlu ve sakin olmak isterim iş ortamında. Çünkü zaten müşteri ya da hastalar ya da işin gerekliliği zaten disiplin gerektiriyor. Üst üste gelince olmuyor. İş verenden ya da iş arkadaşlarından kaynaklı sıkıntılar bariz başladı mı bırakıyorum. Huzursuz ve mutsuz olunca bu iş saatleri dışında ev ortamını da etkiliyor. Ne kadar etkilenmek istemesek de. 2-3 kat çalışmış etki yapıyor. Siz kimsiniz ki buna rağmen sizi çekelim? Hayatım ve ben o kadar değersiz değiliz yani. Sonra yok dilekçeyi reddetmeler veya geri çağırmalar falan. İşte bile kaybedildim mi bitmiştir. Kaybedişten sonra Kraliçe gibi davranılacak olsa bile hayır. Çünkü madem o potansiyelin var başta niye yapmıyorsun? Senin gerizekalılığınla veya eksik insani değerlerinle mi uğraşacağım gider daha iyisini bulurum. (: Çünkü karar öncesi bariz sinyal veriyorum zaten her şekilde. Buna rağmen yok sayıp sonda böyle yapmaları mide bulandırıcı. Bir tek siz mi yok sayabilirsiniz? Belki, ben direkt o anda Dünyadan yok ediyorum. -mış, -miş ile uğraşamam. Direkt yoksun. Adam olamamış insanlarla iş yapmak kadar berbat bir şey neredeyse yok. Prensip yok, iş ahlakı yok, disiplin yok, kalite yok, doğru düzgüniş şartları yok... Anca b.kluk var. Yesinler afiyetle. Ha bu arada o kadar inat insanım ki sinirlerimi tam bozarlarsa o alanlarda eğitim almam gerekirse alırım sonra onların işini bozarım: gider yakında yer açarım. O zaman patronluğu da işi de öğretirim. Neyse ki o damarıma basacak hiçbir patron olmadı ama birisi kıyısından geçmişti. Ayağının kaydırılmasını isterim. Açıkça kaydıran olmak da isterdim ama alan tam benlik değildi. -Sevdiğim alanları bırakamam değil, bırakmam.- Ama belki bir gün işi yapmak yerine işi yapacakları alıp yaparım. Yaa, patronluğunza güvenip çalışan diye ibnelik yaparsanız o size de açık ibnelik olarak yansıyabilir. Şirket tarzı olsa inadına en üste çıkıp onu altta bırakıp aynı muamele uygulardım. Kafama koyarsam olmaktan başka çaresi yoktur...