6/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2026 08:28
Bu romanı bitirdiğimde içimde tuhaf bir sessizlik kaldı. Gürültülü bir hikâye değil bu; bağırmıyor, ajitasyon yapmıyor. Ama insanın içine ağır ağır yerleşiyor. Orta Çağ Fransası’nda, bedensel farklılığı nedeniyle “kusurlu” sayılan bir çocuğun doğumuyla başlıyor her şey. O çocuk bir aileyi, bir haneyi, hatta bir taş yapıyı bile değiştiriyor. Ve yazar öyle cesur bir tercih yapıyor ki; anlatıcı olarak insanları değil, taşları seçiyor. Duvarlar, zemin, kayalar… Hepsi konuşuyor. Bu tercih hem romanın en güçlü yanı hem de yer yer en zorlayıcı tarafı. Çünkü taşların dili şiirsel ama mesafeli. Okur olarak duygusal bir bağ kurmak bazen kolay olmadı. Sanki hikâyeye dışarıdan bakıyormuşum gibi hissettim. Bu bilinçli bir tercih elbette; ama zaman zaman insan daha doğrudan bir kalp atışı duymak istiyor. Buna rağmen romanın vurucu tarafı, dışlanmışlık temasını romantize etmemesi. Bu çocuk “özel” ya da “kutsal” bir figür olarak yüceltilmiyor. Aksine, onun varlığı aile içinde korku, utanç ve suçluluk duygularını tetikliyor. Kardeşlerin iç dünyası özellikle çarpıcı. Sevgi ile nefret, merhamet ile kıskançlık arasındaki o ince çizgi çok gerçekçi çizilmiş. Kitap boyunca en çok şu soru zihnime takıldı: Bir aile, gerçekten koşulsuz sevebilir mi? Yoksa sevgi bile belli şartlara mı bağlıdır? Yazarın dili sade ama katmanlı. Cümleler süslü değil; ama alt metin güçlü. Doğa betimlemeleri neredeyse metafizik bir hava taşıyor. Taşların hafızası, insan hafızasından daha dürüst gibi. İnsan unutur, bastırır, inkâr eder. Taşlar ise sadece tanıklık eder. Olumsuz diyebileceğim yönü, bazı bölümlerde tekrar hissi yaratması. Taş anlatımı sembolik olarak güçlü olsa da, zaman zaman aynı duygunun etrafında dönüyormuş gibi bir his oluşabiliyor. Ancak bu tekrar bile belki bilinçli bir döngü: kaderin kaçınılmazlığı gibi. Benim için bu roman bir merhamet testi gibiydi. Okurken kendimi sorguladım. Farklı olana bakışımız gerçekten ne kadar şefkatli? Yoksa biz de modern çağın taş duvarları mıyız? Kısacası; sarsıcı, yer yer mesafeli, şiirsel ama acımasız bir roman. Bitirdiğinizde bağıran bir etki bırakmıyor; ama içinizde uzun süre yankılanan bir boşluk bırakıyor.
Edebiyat
Taşların AnlattığıClara Dupont · İletişim Yayınları · 20262,588 okunma
·
266 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.