Nermin Yıldırım’dan okuduğum ilk kitap buydu. Nermin Yıldırım bence tarzını kolay benimseyemeyeceğimiz yazım tarzına alışmayı gerektiren bir yazar. O sebeple kitabı okumam yaklaşık 1 ayı buldu. Yer yer kullanılan dil beni yordu ama kitap akıcılığını hiçbir zaman kaybetmedi. Adalet’in yalnızlığı ve bu yalnızlığa bağlı olarak yaşadığı psikolojik sıkıntılar karşısında karakterin mizahi bir bakış açısı olması açıkçası gerçekçi gelmedi çünkü karakter küçüklüğünden beri nerdeyse hiç arkadaş edinmemiş, sosyal medya kullanmamış hatta telefon bile kullanmıyor.
Kitapta kullanılan özel isimler, yer isimleri, şehir isimleri özellikle seçildiği için gerçek hayatta hangi şehirlere takabül ettiğini düşünmek keyifliydi. Hatta kitabın sonlarına doğru yer yer politik eleştiriler de görüyoruz.
Hülya’nın oyuncak ayı olması aşamasına kadar bu durumu anlayamadım sonrasında ise bazı şeyler benim için öngörülebilir tahmin edilebilir hale geldi yine de sonlara doğru Sadi’nin hayal değil gerçek kişi olması ve karşılaşmalarının, sonraki yaşananların tesadüf olmaması içime su serpti.
Sonunun görece trajik bitmesi de hoşuma gitti romanı sıradan olmaktan kurtarmış.
Nermin Yıldırım okumaya devam edeceğim, yazarın üslubuna alışmak için uygun bir kitaptı, tavsiye ederim.