Her okuduğum iyi bir kitap, içinden yeni bir kitabı veya kitapları doğuruyor. Dündar Taşer'in Büyük Türkiyesi de Cemil Meriç'in Mağaradakiler isimli eserinin içinden doğdu. Cemil Meriç bu kitaptan sayfalarca bahsediyor ve iktibaslar da bulunuyordu. Bana da temin edip okumak düştü :)
Kitabı Dündar Taşer'in sözlerinden derleyerek hazırlayan kişi ise kıymetli tarihçi Ziya Nur Aksun (1930-2010).
Dündar Taşer (1925-1972), Gaziantep doğumlu, milliyetçi ve muhafazakar bir asker ve sonrasında da diplomat. 27 Mayıs darbesinde Binbaşı rütbesiyle Milli Birlik Komitesinin bir üyesi. Fakat 13 Kasım 1960 tarihinde görevden alınıyor. Ve akabinde Fas'ın başkenti Rabat Büyükelçiliğinde devlet müşaviri olarak görev yapıyor. Daha sonra yine aynı vazifeyi 1961 yılında İsviçre'nin Bern şehrinde yerine getiriyor. 1964 senesinde tekrar Türkiye'ye dönen Taşer bundan sonra siyasî bir hayat içerisinde rol alıyor. 1972 senesinde geçirdiği bir trafik kazası sebebiyle vefat ediyor. Tabi milliyetçi geçmişine baktığımızda bir çok düşmanı da olan Taşer'in geçirdiği bu kazanın şüpheli olduğu da düşünülebilir. Çünkü bizim ülkemizde bu benzeri kazalar çoktur: Bakınız; Eşref Bitlis, Adnan Kahveci, Muhsin Yazıcıoğlu... Bu kıymetli isimler hep "kaza" ile öldü.
Kitaba gelirsek, eserin içerisinde ağırlıklı olarak Osmanlı Tarihi ve Cumhuriyet sonrası siyasî hayata ait bir çok farklı mevzu da Dündar Taşer'in konuşmaları ve yazıları yer alıyor. Ziya Nur Aksun, Taşer'in yakın dostu olması hasebiyle kendisiyle bir çok sohbet imkânı da bulmuş biri. Ve Taşer'in vefatından sonra kendisine yapılan ısrarlar neticesinde bu eseri kaleme alıyor.
Başlarken, iyi bir kitap içinden yeni bir kitabı doğurur demiştim, bu kitapta da öyle oldu ve Hoca Saadeddin Efendinin (1537-1599) Tacü't Tevarih isimli kıymetli eserini keşfetmiş oldum. Bu eserin pdf linkini de merak eden okurlar için buraya ekliyorum:
turuz.com/book/title/Tac%...
Velhasıl, Dündar Taşer'in Büyük Türkiyesi isimli eseri tavsiye ediyorum ve son olarak eserden bir tane alıntıyı burada da paylaşıyorum:
"Hürriyetin adı yokken, kendi vardı: adını öğrendiğimiz günden beri de tadı kalmadı." Sayfa 66
Herkese faydalı okumalar dilerim.