Yazarla tanışma olan bu kitabında yazarın üslubunu, anlatış tarzını çok beğendim. İki gecede merak içinde bitirdim kitabını. 263 sayfa olmasına rağmen asla sıkmayan bir konusu vardı.
Öncelikle Rip Akıntısı neymiş ona bakalım... "Kırılan dalganın ters yönünde akan belirli bir su akımıdır, rip akımı. Kısacası, kıyıya ulaşan dalgalara tepki olarak oluşan bir akımdır ve geri dönerken de c
Çok hızlı şekilde hareket eder. İşte o esnada denizde yüzmekte olan bir kişi bu akıma kapılırsa farkında olmadan ve birden, denizin açığına doğru sürüklenir. Kişi bunu fark ettiğindeyse kıyıya dönebilmek için panikle, akıntıya ters istikamette yüzmeye bașlar. İște bu, onun kendisini tükettiği, anıdır. Ters istikametine doğru attığı kulaçlarla, o akıntıya adeta meydan okuması çoğunlukla boğulmayla sonuçlanır. Tıpkı hayat gibi; hayatta bazen biz farkında olmadan, unsurlarına müdahale edemeyeceğimiz șekliyle bizleri açığa sürüklediğinde paniğe kapılırız. O paniğin aklını hasara uğrattıklarına da diğer insanlar, "delirmiş" tabirini reva görmüşlerdir." #arkakapakyazısı
İşte o akıntıya direnen Mirza Dadalıoğlu'nun hiksyesini okuyoruz. Hafıza kaybı yaşayan, vücudu yara bere içinde olan ve vatanına ihanet etmiş damgasıyla anılan ama vatan sevgisiyle yanıp tutuşan Mirza Dadalıoğlu'nun akıl hastanesinde gözlerini açmasıyla başlıyor hikaye. Ve sonuna kadar aksiyon, gerilim ve dram dolu anlarla hafızası geri geliyor.
Okurken gerçekten yazarın da dediği gibi sinema filmi tadındaydı. Türü sevenlere önerimdir.