Düello, düşünce ile eylem arasındaki uçurumu anlatan sert bir yüzleşmedir. Çehov, hayata kayıtsız kalan aydınla, katı ahlakçı karşıtını karşı karşıya getirirken kimseyi mutlak haklı kılmaz. Asıl düello silahlarla değil, karakterler ve fikirler arasında yaşanır. İnsan değişebilir mi, yoksa herkes kendi zaafının mahkûmu mudur? Metnin vurucu gücü, bu soruyu cevapsız ama rahatsız edici biçimde bırakmasındadır.