Gönderi

7/10
·335 syf.··
2026 12. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2026 19:53
Helen Hoang'ın Aşkın Formülü kitabını sevmiş biri olarak bu kitabını da sevdim. Kadın yazıyor bize de afiyetle okumak düşüyor. Yazarın en sevdiğim yönü kusursuz karakterler yazmıyor. Aksine çoğu zaman bir tanı almış, toplumla uyum sağlamakta zorlanan kendi iç mücadeleleri olan karakterler yaratıyor. Bu da hikayeyi sadece romantik bir anlatım olmaktan çıkarıp bir içsel yolculuğa dönüştürüyor. Kısaca konusundan bahsedersem; Anna kariyer baskısıyla mücadele ederken otizm spektrumunda olduğunu öğreniyor. Bu süreci anlamlandırmaya çalışırken bir de erkek arkadaşının açık ilişki isteğiyle karşılaşıyor. (Yani evlenene kadar başkalarıyla birlikte olmayı öneriyor). Bu durum Anna’nın kendini daha fazla sorgulamasına, huzursuz hissetmesine ve ciddi bir çıkmazın içine sürüklenmesine neden oluyor. Bu istek karşısında kendisini başkalarıyla olmak için ikna etmeye çalışan Anna kendisini tek gecelik bir ilişkinin ortasında buluyor. Quan ise Anna'yı olduğu gibi kabul eden tek kişidir. Quan' da yaralı kuzum oda eskiden biraz serseri ve uçarı bir karaktermiş. Ama yaşadığı rahatsızlıktan sonra tamamen değişmiş, daha hayatına odaklı, durağan bir yaşamı olmuş. İkisinin de naifliği, birbirlerini anlamaya çalışmaları, birbirlerine destek olmaları o kadar tatlıydı ki özellikle erkek karaktere bayıldım sürekli kıza yardımcı olmaya çalıştı yargılamadı ve sorunları birlikte aşmaya çalıştılar. Ancak Anna’nın ailesi... Açık söylemek gerekirse beni en çok zorlayan kısım burasıydı. Özellikle ablasının sürekli üstten konuşan tavrı, her şeyi bildiğini iddia etmesi ve Anna’ya alan tanımaması oldukça rahatsız ediciydi. (Tamam en otoriter, en bilmiş sensin anladık). Anna’yı gerçekten dinlemiyorlar. Onu bir birey gibi değil yönetilmesi gereken biri gibi görüyorlar. Bu durum Anna’nın zaten zayıf olan öz güvenini daha da törpülüyor. Hayatımda hiç kendi hayatını bu kadar geri plana atan bir karakter daha okumamıştım. Anna sürekli başkalarının isteklerine göre hareket ediyor kendi isteğini en sona bırakıyor. Açıkçası okurken yer yer zorlandım çünkü benim en tahammül edemediğim şey, birinin hayatının direksiyonunu başkalarına bırakması. Kendini savunamaması, fikrinin arkasında duramaması ve sürekli çevresinin yönlendirmesiyle hareket etmesi beni sinirlendirdi. Okurken “artık biraz kendin için konuş” dediğim çok an oldu. Kitabın bana eksik gelen tarafları da vardı. Bazı olaylar sanki tamamlanmamış gibiydi. Özellikle Anna’nın eski erkek arkadaşı konusu. Beş yıl süren bir ilişkileri vardı ama ayrılıktan sonra neredeyse hiçbir yüzleşme, sorgulama ya da konuşma görmüyoruz. Bu durum bana biraz havada kalmış hissettirdi. O kısımda daha net bir kapanış olabilirdi. Aynı şekilde Quan’ın hayatındaki diğer insanları daha fazla görmek isterdim. Sadece kuzenini tanıyoruz. Oysa annesi ve yakın çevresi de hikayeye dahil edilebilirdi. Bu sayede anlatım daha dengeli olurdu. Genel olarak kitabı sevdim. En sonda yazarın notunu okurken gerçekten çok şaşırdım ama spoi yememek için siz de benim gibi kitap bittikten sonra okuyun derim. Yazarın notunu okurken çok duygulandım ve kitaba daha farklı gözle (daha anlamlı) bakmaya başladım.
1000Kitap
İlişki TestiHelen Hoang · Epsilon Yayınevi · 2025138 okunma
·
60 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.