Sándor Márai' den okuduğum bu ikinci kitap da en az birincisi kadar etkileyiciydi. Yazar, insan psikolojisi ve insan ilişkilerini gözlemleme konusunda çok çok başarılı. Her bir paragraf okuyucuyu derin düşüncelere düşürüyor.
41 yıldır bazı sebeplerle görüşmeyen iki yakın dostun tekrar bir araya gelişini ve bir hesaplasmayı konu ediniyor roman. Çok basit bir konu gibi görünüyor aslında ama her bir mimik, her bir cümle, insanların iç dünyalarındaki en ufak bir dalgalanma bile bu kitapta ele alınıyor. Henrik ve Konrad iki zıt karaktere sahip ama birbirini çok güzel tamamlayan bir dostluk kurarlar. Bu dostlukta bir taraf asker, diğer taraf sanatçı; bir taraf burjuva diğer taraf yoksul dengesizliği de 24 yıl sürecek dostluğa leke düşürmez. Ama yıllar içinde, iç dünyalarında onlardan gizli biriken bir takım hisler de onlarla birlikte büyür. Bu süreçte zıt karakterlerin oluşturduğu dostluğu, nadir bulunan benzer karakterlerin uyumu tehdit etmeye başlar. İşte bu noktada yaşanan bir ihanet midir, yoksa karşı konulamaz bir kader mi? Yıllarca süren iç hesaplaşmalar mumların ışığında sabaha kadar süren hesaplaşma sürecinde dış hesaplasmalara dönüşmeye niyetli olsa da gecenin sonunda soruların ve cevapların önemsizliği ve yaşananları olduğu gibi kabul etmenin en iyisi olduğu gerçeği ile başbaşa kalırlar.
Yazarın dostluğa, aşka, ihanete ve de her türlü insani iliskiye değinmeye çalıştığı bu romanı mutlaka okumalı, yazarı mutlaka tanımalısınız.