Hepimizin içinde çokça Agop ile Kirkor, biraz da Efsuncu Baba yok mu sanki?
Hüseyin Rahmi’nin ustalığı burada. O karakterleri “öteki” yapmaz. Gülerken yakalar bizi.
“Bak, sen de böylesin,” der ama parmak sallamaz. İnsan dediğin yekpare bir fazilet heykeli değil. İçinde hem kandıran hem kandırılan yaşar. Bazen çıkar için susarız, bazen kolay olana inanırız, bazen de küçük bir menfaat için hakikati süsleriz. Edebiyatın değeri de burada.
Karakteri okurken bir an durup “bende de var” diyebiliyorsak, metin görevini yapmıştır.