8/10
·256 syf.··
2026 3065. kitabı
Bu kitabı okurken en çok hissettiğim duygu hüzün oldu. Eduard Einstein Vakası, bir “dâhinin oğlu” olmanın ne anlama geldiğini, gölgede kalmanın insan ruhunda nasıl derin yaralar açabileceğini çok sade ama etkileyici bir dille anlatıyor. Kitap boyunca Eduard’ın hastalığından çok, görünmezliğine odaklandım. Laurent Seksik, Albert Einstein gibi herkesin tanıdığı bir figürü merkeze almak yerine, onun geride kalan, sesi duyulmayan oğlunu anlatmayı seçmiş. Bence bu tercih kitabı çok güçlü kılıyor. Eduard’ın zekâsı, hassasiyeti ve kırılganlığı; babasının ünüyle yan yana geldiğinde daha da acı verici bir hâl alıyor. Okurken sürekli “başka bir hayatı olabilir miydi?” diye düşündüm. Roman, sadece bir baba-oğul hikâyesi değil; aynı zamanda ruhsal hastalıklar, aile içi mesafe ve beklentilerin insan üzerindeki yıkıcı etkileriyle ilgili. Eduard’ın şizofreniyle mücadelesi anlatılırken ne dramatize ediliyor ne de romantikleştiriliyor. Bu da hikâyeyi daha gerçek ve sarsıcı yapıyor. Bazı bölümler ağır ilerlese de bu ağırlık, anlatılan hayatın kendisinden geliyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey şu oldu: Tarihe adını altın harflerle yazdıran insanların ardında, çoğu zaman unutulmuş hayatlar var. Eduard Einstein Vakası, bana göre bu unutulmuş hayatlardan birine sessiz ama çok güçlü bir saygı duruşu. Okuduktan sonra insanın içi biraz burkuluyor ama aynı zamanda daha dikkatli bakmayı öğreniyor.
Eduard Einstein VakasıLaurent Seksik · Can Yayınları · 201667 okunma
·
23 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.