·510 syf.····Okunma: 13 Şubat 2026 10:36 Öncelikle şunu belirtmeliyim ki tarih kitaplarına karşı hep bir ön yargım olmuştu. Tarih genelde savaşlar antlaşmalar üzerine olduğu için bana sıkıcı gelmiştir. Ancak anladım ki olayları duygularıyla hissettirerek anlatan bir yazarla henüz tanışmamışım. Bu eser tarih derslerinde gördüğümüz bir olayı film tadında bizlere aktarmasıyla adete beni içine çekti. Uzun bir kitap olmasına rağmen elimden bırakamadım.
Olaylar Hasan İbn-i Sabbahın Selçuklu Devletini yıkma düşüncesiyle başlıyor. Yavaş yavaş genç ve taze zihinleri kendini peygamber olduğuna inandırıyor ve onları sahte cennet vaadiyle birer ölüm makinesine (fedai) dönüştürüyor. Bu sayede Selçuklu Devletini yıkıma sürüklüyor.
Okudukça şunu fark ediyoruz; bir kişinin bilinci ne kadar düşükse farklı inançlara bağlanma eğilimi daha fazla oluyor. Kendimizi aklın ve mantığın yolunda geliştirmezsek herhangi birinin peşinden kolayca savrulabiliriz. Karşımıza çıkan bu kişi bizi rahatlıkla manipüle edebilir. Dolayısıyla bize gelen her bilgiyi kabul etmeden önce sorgulamak ve eleştirmek doğru şekilde hareket etmemizi sağlayacaktır.
Sonuç olarak iyi ki okumuşum dediğim kitaplar arasına girdi. Tavsiye ediyorum.