Eren Gürleyük bu kitapta çok tanıdık ama bir o kadar da tedirgin edici bir dünya kurmuş. İçinde 8 öykü var. Her biri distopik bir atmosferin içinden sesleniyor. Alışkanlık, itaat ve yanılgı meselesi sakin ama sert bir yerden ele alınmış. İnsan ister istemez kendi eşiklerini düşünüyor.
Her öykü başka bir kapı gibi. Geçmekle kalmak arasında bırakan bir his var. Distopya uzak bir gelecek değil burada; bugünün biraz daha görünür, biraz daha çıplak hâli gibi.
Sakin ilerleyen ama içte büyüyen bir etki.
8 farklı eşik, 8 farklı yüzleşme. Kısa bir kitap gibi dursa da içi dolu olan bir eser. Özellikle de üçüncü öykü tokat gibi bir etki bıraktı bende.
Felsefik distopya severler için tavsiye edebileceğim bir kitap oldu.