·152 syf.··Beğendi
···Okunma: 13 Şubat 2026 14:47 Tanrıya Karşı Söylev: Tanrıya Karşı Söylev, adından itibaren zaten niyetini gizlemez. Bu kitap bir ateist propaganda metni değildir. Bir isyan manifestosu da değildir yalnızca. Bu kitap, kutsal fikrinin anatomisidir. Marquis de Sade burada Tanrı’yı tartışmaz. Tanrı adına kurulan iktidar mekanizmasını tartışır. Şunu sorar: İnsanlara “acı çekmenin yüce olduğu” fikri kimlerin işine yarar? Öte dünya vaadi kimin yükünü hafifletir? Kim bu dünyada zulmedip, öbür dünyada cennet pazarlayabilir? Sade’ın vardığı yer şudur:Öte dünya dogması insanı erdemli yapmaz. İnsanı itaatkâr yapar. Ve itaat eden insan, düşünmeyen insandır.
Bu yüzden kitapta asıl hedef Tanrı değil; Tanrı adına konuşanlardır.
Sade’ın dili serttir. Çünkü yumuşak dille söylenen yalanları parçalamak ister.
Şunu ima eder:Eğer iyilik yalnızca korkudan yapılıyorsa, o iyilik değildir. Eğer ahlâk yalnızca ceza korkusuna dayanıyorsa,o ahlâk değildir.
İyilik, Tanrı olduğu için değil;insan olduğun için yapılır. Bu düşünce, özellikle din merkezli toplumlar için dinamittir.
Sade Yakılmalı mı?
Simone de Beauvoir bu soruyu bilerek kışkırtıcı biçimde sorar: Sade Yakılmalı mı?Ama cevabı baştan bellidir. Sade yakılmamalıdır.
Çünkü yakmak, yüzleşmemektir.Beauvoir şunu çok net görür:Sade, kötülüğü teşvik etmez.
Kötülüğü saklamaz. Toplumun halı altına süpürdüğü şeyleri masanın üstüne koyar:Arzu
Şiddet,Tahakküm,İktidar hazzı,İnsan doğasının karanlığı. Sade’ın rahatsız edici olmasının sebebi şudur: İnsanı melek olarak anlatmaz.
İnsanı olduğu gibi anlatır.Kadınları da melek yapmaz. Erkekleri de kahraman yapmaz.
Herkesi insan yapar.Bu da insanları korkutur.
Çünkü insanlar karanlıklarını görmek istemez.
Onları kutsal hikâyelerle örtmek ister.
Sade’a Dokunmak Ne Demektir?
Sade’a dokunmak, onunla aynı fikirde olmak değildir. Sade’a dokunmak, şunu kabul etmektir:İnsanın içinde yalnızca iyi yoktur.
İnsanın içinde yalnızca kötü de yoktur.
İnsan çelişkidir.Sade özgürlüğü uç noktaya taşır. Bu uç noktada etik çözülür mü?
Evet, bazen çözülür.Ama Sade’ın yaptığı şey şu soruyu zorla sordurur:Etik gerçekten içten mi geliyor, yoksa sadece korkudan mı?Bu soru rahatsız edicidir.Ama gereklidir. Sade yakılacak bir yazar değildir. Sade kutsanacak bir yazar da değildir.Sade, dayanılması zor bir aynadır. O aynaya bakan şunu görür:Ne kadar insanız.Ne kadar karanlığız.Ne kadar çelişkiyiz.
Ve belki de en önemlisi:İnsan olmak, temiz olmak değildir. İnsan olmak, bu pisliği inkâr etmeden yaşamayı öğrenmektir. Canavarlar başka bir gezegenden gelmedi.
Onlar sizin içinizden çıktı. Sade’ın suçu şudur:Yalan söylememek. Ve bazen en büyük günah da budur.