Gönderi

Fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına Bir güvercin gibi uçurup Kıtalar arasından çağırdın beni Geçerek birer birer sürgün kanyonlarını Derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına Yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı Yıkarak yalnızlığa kurduğum sarayımı Yetim çığlıklarımı duyurmak üzere sana Koşup geldim iliştir beni memnu bahtına Adını söylemek istemiyorum Her hecesi amansız bir kor dudaklarımda Her harfine yıllardır şimşeklerle yarıştım Zindanlara karıştım Ölümlerle tanıştım Adını söylemek istemiyorum Rüveyda dediğim zaman Anla ki senin için yürüyor kelimeler Çığlığımın atardamarlarından Şimdi sular köpürmemeliydi Rüveyda Kırılmamalıydı ıslak dalları hasret servilerinin Ben zehire alışkınım şerbete değil Rüyalar nefret eder avare duruşumdan Kabuslar çeker ancak derdimi yeryüzünde Sen gün boyu simsiyah bir ufukla beraber Ben ger gece bir Mehdi türküsüyle çilekeş Yargılamak için zeval kayıtlarını İnkılab bekliyorum Şimdi yıldızlardan bakamıyorsun Göklerinde bir belkıs oturuyordu Rüveyda Binlerce gökkuşağı olurdu kirpiklerin Güneş bir anne gibi dururdu baş ucunda Artık dokunamıyor kakülün bulutlara Karalara bürünmüş saçların saçlarında dolunay Ben bu kadar zülme layık mıyım Rüveyda Hangi ressamı vurur bilmem endamın Sarar da benliğimi Ben beni tanımam kaldırımlarda Kafesleri yutan kafese doğru Alaca bi at koşar içimde Zamansız, mekansız nefese doğru Hangi çağın gelişidir bilmem, gülüşün Soluk bir dünyanın mezarlarına gömerek gurbetimi Kapadı karanlığa Yesrip kapılarını Meydan okuyuşun çağın ordularına Bilmem hangi mevsimin başlangıcıdır Doruklardan öte hevese doğru Alaca bi at koşar içimde Zamansız, mekansız nefese doğru Yasını tutuyorum kararttığım düşlerin Yıpranmış divaneler gibiyim sokaklarda Amansız bir ütopya üfleyen pencereler Lif lif yoluyor dram dolu seyyahı bedenimi Önümde haksızlığın hesaba çekildiği Hiçkimsenin hiçkimseyi tanımadığı mahşer Arkamda kaya kaya ömrümü belirleyen Hatırladıkça yanıp tutuştuğum resimler Söyle nasıl aşarım pişmanlık dağlarını Yeniden bir nil olup taşar mıyım çöllere Kim giydirir başıma tacını nihayetin Kim takar bileğime hürriyet künyesini Karada balık gibi nasıl yaşarım, söyle Rüveyda, seziyorum; tahammülün kalmadı Ama dur boşaltayım bütün çığlıklarımı Asırlardır köhne barınaklarda Küflenen, çürüyen çığlıklarımı At vuruldu; içim paramparça rüveyda Gölgelerin ardına sakladım kusurumu Sen orda kayıtsızca gülüyor gibisin Ben burda damla damla eriyip akıyorum Yinede çiğnetemem kimseye gururumu İstenmediğim yeri sessizce terk ederim Hatıra kalsın diye bırakır da ruhumu Mahzun bir derviş gibi boyun büker, giderim
Şiir
··
267 Gösterim
2 Yorum
ayşe ekinci
Gönderi Sahibi
teşekkür ederim
Çok güzel
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.