Puan vermedi·192 syf.··Beğendi
· Yusuf Atılgan’ın yazdığı Aylak Adam, toplumla uyum sağlayamayan bir adamın hikâyesini anlatır. Başkahraman Bay C., sıradan bir hayat yaşamak istemez. Düzenli bir işi olsun, evlensin, toplumun istediği gibi yaşasın… bunların hiçbirini istemez. Günübirlik yaşar. Ama bu boş vermişlik değil, bilinçli bir karşı çıkış gibi durur.
Bay C. toplumla zaten hep sorunludur. Özellikle ailesiyle. Toplumun dayattığı düzene uymaz, hatta bilerek uzak durur. Bu yüzden de yalnızdır. Varoluş alanına girememiştir.Romanda zaman ve mekân çok net değildir. Çünkü asıl önemli olan olaylardan çok C.’nin iç dünyasıdır. Bilinç akışı tekniği vardır, yani biz daha çok onun kafasının içindeyiz.
C.’nin annesi yoktur ve bu durum onun hayatını ciddi anlamda etkilemiştir. Annesiz büyüdüğü için teyzesini anne yerine koyar. Mavi gözlü kadınlara yönelmesi de aslında annesini aramasıdır. Anne arzudur yani erosdur baba ise yasayı yani thanatos’u simgeler. Sürekli bir sevgi arayışı içindedir ama hiçbir ilişkide tam anlamıyla mutlu olamaz. Hep bir eksiklik vardır.
Baba figürü ise romanda toplumu temsil eder. Babası tarafından şiddet görmüştür ve babasının “iş güç sahibi ol” dediği için Aylak olur. Bu biraz da babaya ve düzene bir tepkidir.
Romanda iki türlü yabancılaşma vardır: hem kendine hem topluma. C. toplumdan kopuktur ama aslında kendine de tam ait değildir. Kimliği bile net değildir. Zaten adının sadece “C.” olması da bunu gösterir.
Sonuç olarak Aylak Adam, modern insanın yalnızlığını, kimlik arayışını ve toplumla çatışmasını anlatan bir romandır. Bay C. karakteri üzerinden, düzene uymayan ama bu yüzden de sürekli bir arayış içinde kalan bir insanı görürüz.