Günaydın!
Güne yel değirmenlerini dev sanacak kadar büyük hayallerle, ve yanımızda bizi gerçek dünyaya bağlayan sadık bir Sancho Panza ile başlayacağız....
Bugün, edebiyat tarihinin tozlu raflarından fırlayıp modern romanın babası kabul edilen o meşhur "Mancha’lı Asilzade"nin dünyasına kapsamlı bir yolculuğa çıkıyoruz.
Miguel de Cervantes tarafından kaleme alınan ve ilk bölümü 1605 yılında yayımlanan Don Kişot, dünya edebiyatının ilk modern romanı olarak kabul edilir. Eser, o dönemde Avrupa'yı kasıp kavuran abartılı şövalye romanlarını hicvetmek amacıyla yazılmıştır.
Don Kişot: Hayalperestliğin zirvesidir. O, paslı bir zırh ve cılız atı Rocinante ile "altın çağı" geri getirmeye çalışır. Türk Dil Kurumu'nun bile terminolojisine giren "Donkişotluk" kavramı, olmayacak işler peşinde koşan soylu bir inadı temsil eder.
Sancho Panza: Realizmin sesidir. Eşeğinin üzerinde efendisini takip ederken aslında bize hayatın somut gerçeklerini (yemek, uyku, para) hatırlatır. Ancak kitabın sonunda efendisinden daha hayalperest birine dönüşmesi, romanın en büyük felsefi zaferidir.
Stanford Üniversitesi'nin edebiyat derslerinde vurgulandığı üzere, Don Kişot'u modern yapan şey çok sesliliğidir. Yazar, hikaye içinde hikaye anlatır; okuyucuyla konuşur ve karakterlerin iç dünyasındaki değişimi (karakter arkı) ilk kez bu kadar derinlemesine işler. Artık kahramanlar tek boyutlu tanrılar değil, hata yapan, dayak yiyen ve yaşlanan gerçek insanlardır.
Don Kişot’un dev sandığı yel değirmenlerine saldırması, statükoya karşı bir başkaldırıdır. Cervantes, bu "delilik" maskesi altında aslında İspanya'nın yozlaşmış aristokrasisini, sınıf ayrımlarını ve kilise baskısını acımasızca eleştirmiştir. UNESCO Dünya Kitap Başkenti etkinliklerinde her yıl baş köşede olmasının sebebi, bu evrensel adalet arayışıdır.
Don Kişot bize şunu öğretir; herkes yel değirmeni görür ama sadece yürekliler onlara dev muamelesi yapıp meydan okuyabilir.
Henüz okumamış olanlar için kalbimi sızlatarak bir 'spoiler' vermek zorundayım; çünkü bu eserin ruhu, tam da o hüzünlü sonda gizli:
Kitabın sonunda Don Kişot evine döner, iyileşir ve "akıllanır". Ancak tam da o anda hayatın anlamını yitirir ve ölür. Bu, edebiyat tarihinin en hüzünlü sonlarından biridir: Gerçek dünya bazen o kadar sıkıcıdır ki, yaşamak için biraz "delilik" şarttır...
Keyifle Okuyunuz....