·368 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Şubat 2026 23:13 "Yokluğun gözü kör olsun, yokluğun ve cahilliğin!"
Tozak köyü; kıyıda köşede kalmış, unutulmuş, kuraklığın hüküm sürdüğü, bin yamalı yoksul yorganı.
Köyün Öğretmeni Rıza, köyün bu haline derman olmak için bir fikir atar ortaya. "Şu bizim Purluk var ya, bağ için birinci! Gözel bağ olur burası! " Kim inanır, taşlı kurak topraklardan bağ olacağına. Köylü boşa kürek çekmek istemez, olmayacak duaya amin demez. Demez ama Rıza'ya Muhtar Battal ve köyün delisi Kır Abbas destek olur. El ele verir, köylüyü ikna ederler. Hep bir elden yaşlısı, genci, çoluğu çocuğu bin bir emek verir ve bağlar olur. Köylünün yüzü nihayet gülmüştür. Bağ bozumu bir şenlik havasında geçer. Saçı yapılır, üzümler gelene gidene verilir. Bu sevinç çok uzun sürmez, bir gün köye bir cip gelir. Yıllar yılı kimsenin gelmediği bu köyde hükümetin çalışanını görmek köylüyü şaşırtır, tedirgin eder. Bir yandan da onları memnun etmek için ellerinden geleni yaparlar. Gelenler gider, gider ama sonrasında bir haber gelir köye kara bir haber. "Bağlar devletin hazine arazisinde yer aldığı için, derhal köylü bağları hükümete teslim etmelidir. "
Tozaklılar bin bir emekle bugüne getirdikleri bağları verecek midir? Yoksa birlik olup bu düzene dur diyecek midir? Cevabı kitabımızda.
Baykurt'tan okuduğum sekizinci kitap. Kalemini çok seviyorum, nasip olursa tüm kitaplarını okuma niyetindeyim.
Baykurt, Köy Enstitüsü mezunudur ve her eserinde enstitülerin önemini aktarır.
"Köyün bütün döllerini okutalım Abbas Emmi! Okuyalım ki içlerinden kafalı adamlar çıkıp bize sahip olsun!"
Köy Enstitülerinin kapatılmasına da şu yorumu yapıyor yazar "Köylünün yanmasından korktular da eğitmenler, öğretmenlere düşman oldular. Halbuysam köylünün uyabmasından kime ne zarar gelir? Köylü uyanırsa yurda sahip olacak! Kötü bir iş mi?"
Fakir Baykurt'un anlatan bir belgeselde, Baykurt "Bir hikaye düştü mü aklıma o köye gider, orada zaman geçiririm." Kitaptaki her bir karakter ete kemiğe bürünmüştü çünkü her biri gerçekti.
Yazar kitapta yer yer maniler, türkülere de yer vermiş. Kültürümüzü unutulmaya yüz tutmuş geleneklerini bizlere hatırlatmış. (Saçı, koç katımı)
" Kaya dibi kar imiş
Gün doğmadan erimiş
Yüz on iki meyve içinde
En tatlısı yar imiş"