·438 syf.····Okunma: 14 Şubat 2026 15:49 100.kitabım olduğu için inceleme yapmayı kendime borç bilirim öncelikle. ;))
Romanımız Adana’da geçiyor. Romanın geçtiği Çukurova düzeninde ağalık yapısının toplumsal etkisi oldukça güçlü görünüyor. Kendi memleketim Trabzon’un toplumsal refleksleriyle kıyasladığımda, böyle bir otoriteye karşı daha hızlı ve sert bir tepki oluşabileceğini düşünüyorum. Ben bunun biraz da ikliminden kaynaklı olduğunu düşünmekteyim. Soğuk iklimlerde insanların daha sabırsız ve itaatsiz olduğu kanaatindeyim. Tam tersine sıcak iklimlerde ise insanların daha sessiz ve itaatkar olabileceklerini gözlemliyorum. Araştırdığımdaysa geçmişte, Adana’da işçilerin çok kötü koşullarda muamele görüp çalışmak mecburiyetinde kaldıklarını ve emeklerinin de sömürüldüğünü öğrenince üzüldüm açıkçası. Ağanın, Memede ve ailesine olan karşı tavrı, ister istemez Memed’i kine teşvik etti. Bir ekmeği bile çok görüp emeklerinin üzerine çökmesi çok zalimceydi.
Romanın ağalık düzenini eleştirmesini anlamlı bulsam da, İnce Memed’in şiddete başvurmasının yer yer meşrulaştırılmış gibi sunulması beni rahatsız etti. Modern hukuk devleti anlayışında hak arama yönteminin bireysel silahlanma değil, hukuk yolları olması gerektiğini düşünüyorum. Özellikle kamu görevlilerine yönelik silahlı çatışmalar, yaşam hakkı ve kamu düzeni açısından ciddi sorunlar doğurabilecek fiillerdir.
Rahatsız olduğum en önemli nokta, İnce Memed’in jandarma ve askerlere karşı şiddete başvurmasının romanda normalmiş gibi sunulmasıydı. Yaşar Kemal’in bunu, niçin bu şekilde sunduğuna, empoze etmeye çalıştığına anlam veremedim, kitapta eşkıyalık övülüyor mu, diye de düşündüm. Ağalık düzenine karşı çıkışı anlaşılabilir olsa da, devlet görevlilerine silah doğrultulmasını doğru bulmuyorum. Bu nedenle romanın eşkıyalığı romantize ettiğini düşünüyorum. Hatçe karakterinin tercihleri de bana göre trajik sonuçlara yol açtı. Roman çok övülse de ben anlatımı ve mesajını, kendi açımdan fazla abartılmış, bazı yönlerden de eksik buldum; puanım 3/10.