Gönderi

4/10
·336 syf.··
2026 6. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2026 17:14
Jack London'un tam da kendine yakışacak cinsten bir eseri: Sade ve akıcı anlatımıyla hacimli bir kitap olmasına rağmen pek de yormadan bitirebileceğiniz bir distopik kurgu/alternatif tarih anlatısı. London'ın siyasi ve sosyal görüşlerini bol bol içeren, siyah ve beyazın net bir şekilde ayrıldığı, adeta bir çizgi film berraklığında "iyiler" ve "kötüler" içeren eser, gerçek tarihin hafif alegorik hafif de abartı kurgusuyla yorumlanmış bir kurgu bazlı propaganda kitabı olarak karşımıza çıkıyor. Kitap; 20. yüzyılın başlarında, aristokrat sınıfına mensup karakterimiz Avis ve onun hayatının aşkı Ernest ile tanışmasıyla başlıyor. Doğal olarak da kitabın anlatıcısı saf hanımkızımız Avis. Kitap boyunca Avis'ten ziyade aynı zamanda sosyalist lider olan Ernest'i tanıyoruz. Allah'ın sevgili kulu Ernest; oldukça zeki, yakışıklı, kuvvetli, kurnaz, entelektüel, başarılı bir hatip, kusursuz bir aşık, çelik gibi sinirlere ve güçlü bir iradeye sahip, soğukkanlı ama bir o kadar da tepki süresi düşük, iri yarı ama bir kedi gibi çevik,... vs. vs. Kısacası Martin Eden'ın bir üst modeli. Amerikalı genlerinin karşı konulmaz abartı dürtüsüyle olsa gerek, Jack London kitaplarında kusursuz insan modelleri denebilecek karakterler yazmaya bayılıyor. Bu kitapta bunun da ötesine geçip yalnızca insanlar değil olaylar da ne hikmetse kusursuz işliyor. [Spoiler içeren paragraf] Aristokrasi ve kapitalizm karşıtı sosyalist bir proleter yapılanmasının üyesi olan çiftimiz, ABD geneli planlanan bir devrimin ana aktörlerinden olarak kitapta yerlerini alıyorlar. Kitabın ilk yarısı boyunca Nietzsche'nin Übermensch(üst insan)'i Ernest, üst sınıflardan(aristokrat, burjuva, ruhban) kimi görürse mükemmel hitabet ve münazara yetenekleriyle alt edip "Dava"sının doğruluğunu kanıtlıyor. Öteki yarısında da kötüye giden her şeyi düzeltmeye çalışan, hak yolunda canını vermeye hazır "özgürlük savaşçılarımız", korkunç canavar Otokrasi(Demir Ökçe)'ye karşı kanlı bir mücadele veriyor. Bu esnada kamu malına ve altyapısına zarar vermekten, suikast ve sabotajdan, adam ve çocuk kaçırmaktan, dağlara çıkıp mağara insanları gibi yaşamaktan geri de durmuyor ha tabii bunları da "kahramanca" ve "insanlığın iyiliği için" yaptıkları için karakterlerimizi suçlamaya kıyamıyoruz; kitabımızın mağdur kuzucukları olarak ezilmeye, baskılanmaya göğüs geriyorlar. Kitap da kahramanca çocuk kaçıran ekibimiz, canavar Otokrasi'ye karşı verilen mücadelenin ortasındayken noktalanıyor. Kitap, genel olarak gerçek olayların yanısıra London'ın hayal gücüyle süslenmiş tatlı eklentilerle dolu. Olan olayların kurduğu alternatif evrendeki açıklamasını yaptığı 1-2 sayfaya kadar süren minik minik dipnotlarla dolu bir günce/rehber karışımı bir eser ortaya çıkmış. Kendi doğrularını anlatırken abartılardan geri kaçmayarak kurguladığı Otokrasi varlığını adeta Tolkien'in Yüzüklerin Efendisi evrenindeki orklara denk kılarak "kötülere" tiksintiyle ve "kahraman" devrimcilerimize de gururla bakmamızı hedefliyor. Kendi alternatif dünyası kaos, kan ve vahşetle dolu ve bu esnada çeşit çeşit ülkelere de aklınca siyasi kılıflar giydirmekten geri durmuyor(Kendi evreninde şeriatla yönetildiğini iddia ettiği Türkiye'de çok eşliliğin yasal olması gibi). Yazım, kurgu ve anlatım açısından sorunsuz ve akıcı diyebileceğim hâlde içerik olarak maalesef zaman kaybı olarak gördüm. Ne bir şey kattı ne bir sonuca vardı ne de edebi olarak tatmin edici bir hikaye sundu. Sosyalist düşünceye yatkınlığınız varsa muhtemelen gururdan tüyleriniz diken diken olarak okuyacağınız, keyifle bir çırpıda bitireceğiniz bir kitap. O kadar hayalperest değilseniz de çok da pişman etmeyecek bir kitap.
Demir ÖkçeJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202519,3bin okunma
·
61 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.