Sevgili kitap dostlarım,
Bugün sizlere, Hatice Meryem’in kaleme aldığı ve insanın yüreğine ağır bir taş gibi oturan “Bir Kadını Öldürmeye Nereden Başlamalı?” adlı eser üzerine düşüncelerimi mektup tadında paylaşmak istiyorum.
Bu eser, adından itibaren okuru sarsan, merak uyandıran ve aslında derin bir toplumsal yaraya parmak basan güçlü bir anlatı. Hatice Meryem, kitabında yalnızca bir kadının hikâyesini değil, kadına yönelik şiddetin, toplumsal kabullerin ve suskunlukların nasıl adım adım inşa edildiğini gözler önüne seriyor. Okudukça anlıyorsunuz ki bir kadını öldürmek bir anlık bir öfke patlaması değil; ihmalin, sevgisizliğin, değersizleştirmenin ve görmezden gelmenin yavaş yavaş birikmiş sonucudur.
Konu ve içerik açısından kitap, farklı kadınların hikâyelerini, hayatlarını ve maruz kaldıkları görünmez baskıları anlatırken aslında tek bir gerçeğin altını çiziyor: Şiddet sadece fiziksel değildir; söz, bakış, suskunluk ve toplumsal roller de bu zincirin halkalarıdır. Yazar, karakterlerin iç dünyalarını öyle güçlü bir şekilde yansıtıyor ki okur olarak her bir hikâyenin içinde kendinizi buluyorsunuz. Bu yönüyle eser, bir roman olmanın ötesine geçerek adeta bir toplumsal farkındalık metnine dönüşüyor.
Yazım ve anlatım dili ise oldukça sade, duru ve etkileyici. Hatice Meryem, abartıya kaçmadan, süslü cümlelere sığınmadan, doğrudan kalbe dokunan bir anlatım tercih etmiş. Bu sadelik, kitabın vuruculuğunu daha da artırıyor. Okurken bazı cümlelerin altını çizmek, bazı satırlarda durup düşünmek istiyorsunuz. Dilin yalınlığı, anlatılan acının gerçekliğini daha da görünür kılıyor.
Benim en çok etkilendiğim ve en beğendiğim kısım, yazarın şiddetin başlangıcını görünür kıldığı bölümler oldu. Bir bakışla, bir sözle, bir küçümsemeyle başlayan ve zamanla büyüyen o görünmez şiddetin nasıl normalleştirildiğini okumak insanı derinden sarsıyor. “Bir kadını öldürmeye nereden başlanır?” sorusunun cevabının aslında çok erken, çok sıradan ve çoğu zaman fark edilmeden başladığını görmek kitabın en çarpıcı yönlerinden biri.
Yazarın bizlere anlatmak istedikleri ise açık ve net: Kadına yönelik şiddet bireysel değil, toplumsal bir meseledir. Sessizlik, kabullenme ve duyarsızlık bu suçu büyütür. Hatice Meryem, okuru yalnızca bir hikâyeye tanık olmaya değil, aynı zamanda kendini, çevresini ve toplumu sorgulamaya davet ediyor. Belki de en önemli mesajı şu: Bir kadının hayatı, bir toplumun vicdanıdır.
Sevgili dostlar, bu kitabı okurken zaman zaman zorlanacak, zaman zaman öfkelenecek, belki de gözleriniz dolacak. Ama emin olun ki bu eser, bitirdiğinizde sizi eskisi gibi bırakmayacak. Okumanızı, okutmanızı ve üzerine konuşmanızı gönülden tavsiye ederim.
Sevgi ve kitapla kalın…
@Switzerland_ipekk merve ataseven