Okuyan Gezgin

Okuyan Gezgin
@Gezginokuyanruh
Çok okuyan mı çok gezen mi bilir? sorunun cevabını bilmiyorum ama ben hem okumayı hemde gezmeyi seven kendi halinde bir akademisyenim. instagram: okuyangezginruh
Bir Gezgin Keşişin Hayat Hikâyesi
Hayatımda “keşke”lerim hiç olmadı mı? Oldu elbette… Ama “iyi ki”lerim hep daha kalabalıktı. Üniversite yıllarında, cebimde biraz cesaret biraz da macera isteği varken otostopla başlayan yolculuğum, bir anda beni Ege’nin tüm sahil kasabalarında, köylerinde, dağlarında dolaşan bir gezgin keşişe çevirmişti. Ardından Akdeniz… Sonra diğer bölgeler… Sadece sınav haftaları okula uğrayan, geri kalan zamanda kitabı, çantası ve merakıyla dolaşan biriydim. Gezmek, okumak, yeni insanlarla tanışmak… Bunlar benim felsefemdi. Sanki dünyayı anlamanın yolu ayakkabımın altında biriken tozdan, sırt çantamın aşınmış fermuarından, yeni tanıştığım insanların gözlerindeki ışıktan geçiyordu. Yaz döneminde yurtdışına çıkma hayalim de beni Work and Travel ile Alaska’ya kadar götürdü. 50 gün boyunca balık fabrikasında çalıştım. Soğuk, yorgunluk, koku… ama içimdeki macera isteğine laf geçiremedim. Sonra 250 dolara bir Ford Focus aldım. Arabanın kendisi 250 dolardı ama o çalışma vizem bitene kadarki 15 gün boyunca arabayla öyle mesafe yol alıp gezmişimki ödediğim araç yakıt parası 2000 doları geçmişti..Matematik ortada varın siz hesap edin geziler yerleri.. Gezmek maliyetti bir öğrenci için ama benim için önemli olan yaşadığın zamana değer katmaktı .. Aldığım o ford focus benim evim olmuştu onbeş gün boyunca, benim evim, yatağım, mutfağım ve özgürlüğüm buydu. O Focus’un içinde öyle hikâyeler yaşadım ki… Şimdi bile aklıma geldikçe kendi kendime gülüp “Ben bunları nasıl yaptım?” diyorum. Tek başıma başlayan Amerika yolculuğum, yolda tanıdığım insanların hayat hikâyeleriyle birleşip bambaşka bir şeye dönüştü. Çok güzeldi, biraz deliceydi, biraz da garipti ama işte tam da bendim. Sonra üniversite bitti, diplomayı aldım… Hayat beni kendi işimin başına ve akademisyenlik yoluna koydu. Ama gezgin
Reklam
Siz çocukluğunuza dönseniz ne hissedersiniz??
Puan vermedi·272 syf.··
2026 30. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 18:25
Sevgili Kitap Dostlarım, Alex Schulman ile tanışmam 17 Haziran sayesinde oldu ve ne güzel bir tanışma oldu. Yazarın “en otobiyografik kitabım” dediği bu romanda, hayatının zor bir döneminden geçen Vidar’ın, yıllar sonra çocukluğuna uzanan yolculuğunu okuyoruz. Eski bir telefon numarasını çevirmesiyle başlayan hikâye, onu 17 Haziran 1986’ya ve sekiz yaşındaki haline götürüyor. Kitabın konusu; hafıza, aile, çocukluk, korkular ve geçmişin bugünkü hayatımız üzerindeki etkisi etrafında şekilleniyor. Schulman, özellikle sevgi ve duygusal destekten yoksun büyüyen bir çocuğun iç dünyasını son derece etkileyici bir şekilde anlatıyor. Yazım dili sade, samimi ve akıcı. Okuyucuyu yormadan derin duyguların içine çekmeyi başarıyor. Beni en çok etkileyen bölüm ise yetişkin Vidar’ın, telefonun diğer ucundaki sekiz yaşındaki Vidar’ı teselli etmeye çalıştığı sahneler oldu. Çünkü o anlarda sadece Vidar’ın değil, hepimizin içinde yaşayan çocuğun sesi vardı. Bu kitabı tek bir cümleyle özetlemem gerekirse: “Bazen büyümek, yıllar sonra dönüp çocukluğundaki kendine sarılabilmektir.” Sevgi ve muhabbetle…
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 2026714 okunma

Okuyan Gezgin

, bir kitap okudu
Puan vermedi·272 syf.··
49 günde okudu
·
2026 30. kitabı
Alex Schulman
8.6/10 · 714 okunma
Sanki insan kendisiyle konuştuğunda delirmesin diye evren araya böyle ince bir zar, hafif bir titreşim koymak zorundaydı.
İnsan öylece çocukluğunu arayıp da biraz olsun şanslı olmayı dileyemez. Hattı düşürebilirsin belki ama içeri giremezsin. Hazırlıklı olman gerekir; ne söyleyeceğini bilmen, bir planın olması gerekir.
Reklam