Bazı duygular vardır; ne kadar zaman geçerse geçsin, içimizde hep ilk hâliyle kalır. İlk Aşk tam olarak o duyguya dokunan bir metin. Ivan Turgenyev, gençliğin saf heyecanını, hayranlığını ve kırılganlığını öyle sade ama etkileyici anlatıyor ki, okurken insan kendi geçmişine dönmeden edemiyor.
Bu bir aşk hikâyesi gibi başlıyor ama aslında büyümenin hikâyesi. İlk hayranlıkla başlayan o masum coşku, yerini yavaş yavaş hayal kırıklığına ve farkındalığa bırakıyor. En çarpıcı yanı ise, anlatıcının sadece âşık olmayı değil, aynı zamanda insanları ve özellikle babasını yeniden tanımayı öğrenmesi.
Kısacık bir metin ama içinde yoğun bir duygu var. İlk aşkın güzelliği kadar acemiliğini, gururunu ve kırgınlığını da taşıyor. Bitirdiğimde hafif bir burukluk kaldı; belki de ilk aşkların doğasında bu var.