·448 syf.··Beğendi
···Okunma: 14 Şubat 2026 23:30 Karanlığın en derin yerinde bile, insanı hayatta tutan bir ışık vardır.”
— Leza Çukuru: Gölge
Merhabalar canlarım
BEN geldim!
Bugün sizlere daha önce Vurgunu serisini büyük bir keyifle okuduğum yazarımın yeni kitabıyla geldim:
Burçin Sarıdoğan’dan Leza Çukuru: Gölge
Ahu Dila Tanin...
23 yaşında, çocuk gelişimi bölümü 3. sınıf öğrencisi. Hayatı, kardeşinin ağır hastalığıyla birlikte tamamen değişiyor. Önceleri tek derdi geçinmek ve okulunu bitirmekken, artık tek amacı kardeşinin ilaçlarını karşılayabilmek ve onu hayatta tutabilmek…
(Bu kadar genç yaşta bu kadar ağır bir yük taşıması beni gerçekten sarstı.)
Ahu’nun başında ise tam anlamıyla “işe yaramazın önde gideni” bir baba var:
Alkolik, annesini döven, onların kazandığı paraya el koyan ve “elâlem ne der” bahanesiyle çalışmalarına bile engel olan biri…
(Bazı karakterleri okumak bile insanın canını yakıyor.)
Bir gün Ahu, kardeşini özel hastanede ziyaret ettiğinde onun fenalaştığını öğreniyor ve ilaç parasının acilen karşılanması gerektiği söyleniyor. Umutsuzluk içinde arkadaşlarından yardım istiyor ve arkadaşı, “çocukluk arkadaşım” diyerek ona bir şirkette iş ayarlıyor.
Ahu’nun asıl amacı ise çok net:
Sigortalı bir işte çalışıyor gibi gösterip kredi çekmek ve en azından ilaçların bir kısmını ödeyebilmek…
(Bu kadar çaresizce çırpınması insanın boğazını düğümlüyor.)
İşe gittiğinde karşısına çıkan adam ise pek de yabancı değil…
Günler önce hastanenin bankında uyuyakaldığında tanıştığı, kısa ama etkileyici bir sohbet ettiği kişi: Çakır Alıcıoğlu
Üstelik Çakır, Ahu’yu ilk kez görmüyor… ve bu karşılaşma, kesinlikle son da olmayacak.
Daha fazla spoiler vermeden kendi yorumuma geçiyorum
Şubat ayı boyunca tam 7–8 kitap okudum ve içlerinden gerçekten öne çıkan iki tanesi var. İlginçtir ki ikisi de aynı yayınevine ait: Lapis Yayınları.
(Galiba bu sene favori yayınevlerim arasına girecekler.)
Bu kitabı ise ayrı ayrı sevdim.
Çakır’ın arsız ve karanlık hâlleri
Dila’nın kaçışları
Babasının onda bıraktığı enkazlar
Erkeklere güvenememesi ve o yaralı çocuk tarafı…
(Ahu Dila’yı okurken bazen boğazım düğümlendi, bazen de sarılmak istedim.)
Benim gözümde Ahu, kardeşine sadece ablalık değil, annelik yapmaya çalışıyor.
Sabahları okul, akşamları iş, geceleri hastane… Buna rağmen yetişemediği anlar, yaşadığı mücadeleler ve babasının kurduğu baskı onu içten içe parçalıyor.
Ve işte tam bu noktada…
Ahu’nun toparlanabilmesi için Çakır gibi karanlık ama güçlü birine ihtiyacı var.
(Ben karanlık erkek karakterlere bayılıyorum, o yüzden Çakır tam kalbime göreydi.)
Kitabın içindeki gizemler ise bambaşka bir boyutta…
Her şeyin ardında başka sırlar var ve ben henüz hepsini çözebilmiş değilim.
Bence bu gizemler ikinci kitapta daha da netleşecek.
Eğer siz de:
Bebek gibi seven ama karanlık bir erkek karakter,
Babası tarafından yaralanmış bir kadın karakter,
Aile zorlukları,
Sırlar ve geçmişle yüzleşmeler
seviyorsanız…
Bu kitap tam sizlik!
Alın, okuyun, okutun
(Benim için bu ayın en güçlü kurgularından biri oldu.)
Sevgiyle…